Kategoriler
Sağlıklı Yaşam

62 Yaşındaki Fitness şampiyonu

Göklerdeki bereketinizin kapısı da açılmış olur bu kitabın kapağını açtığınızda, yaşadığımız dünyanın peri masallarıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Bu yüzden prenses ve prens yüreklerimizi korumalıyız.Nasıl mı?.. Bakış açılarımızı ‘alt üst etmeyi’ öğrenerek!Dilerim, Hepimiz biliyoruz, kitabının arka kapak yazısında yine çok enteresan bir mesajı yer alıyor: “Sevgili Prenses ve Prens, kısaca 62 yılın zaferini içeriyor. Kamer Pierssens, sevgisi ve başarısı, sabrı, ince ve genç kalmasının sırları, spora olan düşkünlüğü, ünlü sporcunun özel yaşamı, “Bu bedenden ayrılana kadar spor yapacağım” diyor. Cenova Yayınları etiketiyle birkaç gün önce raflarda yerini alan ‘62 Yaşındaki Genç Kız’ isimli kitap, nice genç kızı imrendirecek bir vücuda sahip olması sadece kadınların değil erkeklerin de ilgisini çekiyor. Ünlü sporcu Kamer Pierssens, İki kez Türkiye Body Fitness şampiyonu olan Milli Sporcu Kamer Pierssens’in ekstrem yaşam hikâye sü hayranlık ve merak uyandırıyor.

KAYNAK : http://www.internethaber.com/62-yasindaki-genc-kiz-bu-sefer-raflarda-1740349h.htm

Kategoriler
Gazete Haberleri

Mevlana Moğol casusu muydu?

Prof. Dr. Osman Nuri Küçük Nefes Yayınevi’nden çıkan Mevlana ve Hünkar adlı çalışmasında devrinin yöneticileriyle Mevlana’nın ilişkilerine dair toplu bir değerlendirme yapmakta. İki bölüm durumunda hazırlanmış olan eserin birinci kısmında Mevlana’nın Selçuklu yöneticileryle ilişkileri ve Kösedağ yenilgisinden sonra Selçukluların bağlı bulunduğu Moğollarla dair tavrı ele alınmakta. İkinci kısmında ise Mevlana’nın döneminin yöneticileriyle ilişkilerine dair değerlendirme yapmakta. Casus, her yere gizlice sızabilen kişidir. Mevlânâ da hiç kuşkusuz bir casustur. Ancak o, insanın en gizli yönüne sızıp oraya girmiştir. Evet o, gönüllerin casusudur. O, gönüllere girip, insanın şifresini kırıp ondaki dşayetli hazineyi ortaya çıkarmıştır. Kısaca gönül casusudur o. -Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu-   Konya’yı kuşatan Moğolların lideri Baycu ve adamları, Mevlânâ’nın sohbetine katılırlar. Çıkışta Baycu “Her kentde böyle bir adam olsaydı halkları katiyen bize mağlup olmazdı.” der ve Konya’yı yakıp yıkmaktan vazgeçer. Mevlânâ “Sen Tatarlardan korkuyorsan Allah’ı tanımıyor demeksin; ben ise onlara iki yüz iman sancağıyla hücum ediyorum.” beytiyle, yaptığının bir strateji olduğunu ifade eder. Bu yüksek stratejiyi anlamayan ve tasavvufa her fırsatta saldırmak için bahane arayan kimileri buradan dedikodular üretir. Bu indi mülahazalara gerekli yanıtları dşayetli kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük elinizde tuttuğunuz bu hoş çalışmada vermektedir. -Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç-   Soyadlarımızın aynılığından  “biyolojik” kardeşim zannedilen, dinde ve ilimde kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük’ün yazdıklarını okuduk ve kaynakları nasıl bir ustalıkla kullandığını gördük. Hem tasavvuf usûlüne hem de tarih usûlüne vâkıf bir biçimde menâkıbnâmelerden aktardığı herhangi bir olayın “tasavvuf kaynaklarının hemen hepsinde rastlanabilecek olan bir kerâmet” mi, yoksa “tarihî bir vak’a” mı olduğunu belirtmiş ve anlatılan ile ilgili gerekli analizleri yapmıştır. Eser, tasavvuf tarihi metodolojisi bakımından dikkatlice okunması gereken değerlendirmeler içermektedir. Kendilerini kutlama ediyoruz. -Prof. Dr. Hülya Küçük-   Kur’ân-ı Kerim’in dikkatimizi çektiği hususlardan bir tanesi de tarihtir. Fakat tarihi okumak, anlamak, yorumlamak basit değildir. Çünkü bu; doğru bilgiye, tarafsız bir zihne, soğukkanlı bir bakışa ve iyi niyete ihtiyaç duyar. Aksi halde hakikat ortadan kaybolur, tarihten ibret alma da gerçekleşmez. İnsanların davranışlarını peşin hükümle göklere çıkarmak ya da yerin dibine batırmak bize fazla bir şey kazandırmaz. -Prof. Dr. Mustafa Kara-

KAYNAK : http://www.internethaber.com/mevlana-mogol-casusu-muydu-yaniti-bu-kitapta-1740659h.htm

Kategoriler
Sağlıklı Yaşam

Türkiye’den beklenen Nutella açıklaması! Kanser mi yapıyor?

Kullanılan sıvı ve katı yağların yanı sıra, kontaminantların varlığının, birden fazla gıda ürünü ve yağlar üzerindeki kontaminantlara yönelik analizleri içermektedir. Hazırlanan raporda, cipsler gibi birçok farklı ürün grubunda ülkemizde de kullanılmaktadır.EFSA’nın raporu, dondurmalar, bisküviler, kekler, İtalya’da palmiye yağı içeren Nutella kavanozlarının raflardan inmeye başladığı yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.Nutella netlikle kanserojen madde içermemekte ve EFSA’nın açıklamaları Nutella’ya yönelik değildir. Ayrıca Nutella hiçbir ülkede raflardan indirilmemiştir. İtalyan süpermarket zinciri ‘Coop’ kendi markasını raflardan çekmiştir.Hem Türkiye hem de Dünya’da gıda ürünlerinde kullanılabilecek bitkisel yağ çeşitleri yasal mevzuatlar ile belirlenmiştir. Palm yağı bu anlamda Avrupa Birliği mevzuatlarına da makul olarak çikolatalar, 200 derece üzerinde ısıtılan palmiye yağının diğer bitkisel yağlardan daha tehlikeli olduğunu açıklamasının sonrasında, üretici firma Ferrero bu krizin sonrasında bir televizyon reklamı yayınladı. Reklamda palmiye yağının tehlike yaratmayacak biçimde kullanıldığına ve bu yağ olmadan aynı yayılmanın elde edilemeyeceğine vurgu yapıldı.’MALİYET 22 MİLYON DOLAR ARTAR’ İDDİASI Uzmanlar Nutella’da kullanılan yağın değişmesi halinde yıllık maliyetinin 8-22 milyon dolar artacağını ifade ederken Ferrero’nun satın alma yöneticisi Vincenzo Tapella ise bu durumun nedeninin ekonomik olmadığını iddia ediyor. Tapella’ya göre Nutella’da palmiye yağı dışında bir yağ kullanılması halinde ürünün niteliğinde bir düşüş yaşanacak.’NUTELLA KANSEROJEN MADDE İÇERMİYOR’Konu hakkında Ferrero Türkiye’den ise yazılı bir açıklama geldi. “Nutella netlikle kanserojen madde içermemekte” denilen açıklamanın devamında şu şekilde denildi: ” Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’nun (EFSA), şirketin senelik 10 milyar Avro’yu bulan satışlarının beşte biri Nutella’dan geliyor.HİSSELERİ DE DÜŞTÜ Rapor sonrası Nutella hisseleri yüzde 3 düşerken, doğal kırmızı rengini değiştirmek ve kokudan arındırmak için yüksek ısılarda rafine ediliyor. Ancak Ferroro rafine etme prosedürünü 200 ısının altında yaptığını savunuyor. ŞİRKET KAMPANYA BAŞLATTI Ferrero şirketi ise lezzetinin değişeceği gerekçesiyle dünyaca meşhur Nutella adlı çikolata-fındık ezmesi ürününde palmiye yağını kullanmaya devam etti ancak İtalya’daki satışlarının son 12 ayda yüzde 3 düşmesi üzerine palmiye yağını savunan reklâm kampanyaları düzenlemeye başladı.Nutella Ferrero’nun en önemli ürünü, 200 derece üzerinde ısıtılan palmiye yağının diğer bitkisel yağlardan daha tehlikeli olduğunu açıklamıştı.Dünya sağlık Örgütü’nün aralarında bulunduğu sağlık otoriteleri riske dikkat çekmiş yalnız gıdalarda kullanılmasına bir kısıtlama getirmemişti. Hazırlanan bir raporunun sonrasında İtalya’da baskı arttı ve Coop süpermarket zinciri ve unlu mamuller üreticisi Barilla ürünlerinden Palmiye yağını çıkardı.YÜKSEK ISIDA RAFİNE EDİLİYOR Palmiye yağı, Palmiye yağı hakkında yapılan araştırma sonucu 2016 yılında Avrupa Gıda Standartları Ajansı (EFA) bunların maruz kaldığı prosedürler ile ilgili olduğunu da bildirmiştir. EFSA’nın raporu Nutella’ya yönelik değildir. Ferrero olarak bütün ürünlerimizin güvenilir olduğu hususunu bir kez daha vurgular ve Nutella’nın İtalya başta olmak suretiyle Avrupa ve dünyanın dört bir yanısıra satışlarına derli toplu olarak devam ettiğini belirtiriz. 

KAYNAK : http://www.internethaber.com/turkiyeden-beklenen-nutella-aciklamasi-kanser-mi-yapiyor-1746554h.htm

Kategoriler
Genel Eğlence

Pelin Çift ve Sinan Canan beynin sırlarını anlatıyor

“Gündem Ötesi” uygulamasının moderatörü, televizyoncu yazar Pelin Çift’in Prof. Dr. Sinan Canan’la kaleme aldığı yeni kitabı “Beynin Sırları” Destek Yayınları’ndan çıktı. Erhan Altunay’la “Ayasofya’nın Gizli Tarihi”, Ömer Faruk Harman’la “Kudüs’ün Gizemli Tarihi” isimli kitapları yazan Pelin Çift, bu kez Prof. Dr. Sinan Canan’la beraber insan vücudunun kara kutu olan beyni yatırıyor masaya. Gündem Ötesi kitaplığının üçüncü projesi olan “Beynin Sırları”, insan beyninin barındırdığı sırlar nelerdir, her yaşta daha zeki olmak için neler yapılmalı, kişiliğimizi beyin mi belirler, İnsanoğlu neden şiddete meyilli, beyin büyük acılarla nasıl baş eder, zihnimizin gizli güçleri var mı, kanaat gücünü kullanılabilir mü, neden gülüyoruz, neden uyuyoruz, neden rüya görüyoruz gibi bir dolu gizemli soruya yanıt veriyor.   “Beynin Sırları”, insan beyni ile ilgili yazılmış en kapsamlı ve en fonksiyonel yapıt olarak emsalleri arasından öne çıkmayı başarıyor. Prof. Dr.Sinan Canan kimdir? 1972 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı’nda yüksek lisans, aynı kurumun Fizyoloji Anabilim Dalı’nda ise hekime eğitimini tamamladı. 2010 yılında Tıbbi Fizyoloji Doçenti ünvanını aldı. Başşehir, Turgut Özal ve Yıldırım Beyazıt Üniversitelerinin tıp fakültelerinde toplam 10 yılı aşkın süre öğretim üyesi olarak çalıştı. Tüm akademik kariyeri boyunca disiplinlerin sınırlarında bulunan araştırma hususlarıyla ilgilenmeyi tercih etti. Kaos Teorisi, Karmaşıklık, Fraktal Geometri, Doğadaki şekiller, Öğrenme, Lisan ve afazi, Zihin ve Beyin gibi konularda ülke çapında genel dinleyiciye yönelik konferans ve uygulamalar düzenlemekte, bilimi ve bilhassa de zor addedilen bilimsel hususları hernet anlayabileceği anlatılara dönüştürme işi, zamanının çoğunu kaplamaktadır. “Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler” ve Değişen Be(y)nim isimli kitapların yazarıdır. 2013 yılında bir bilimsel anlatı ve araştırma merkezi olan [n]Beyin‘i kurmuştur ve halen [n]Beyin’de bilimsel kurul başkanlığı ve Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyeliği görevlerini sürdürmektedir. İnsan vücudunun kara kutusu “beyin” ilk kez böylesine derinlikli deşifre ediliyor… Beyin insana dair hangi sırları barındırır? Bilinçaltımız bizi nasıl etkiliyor? Beyin kapasitemizin ne kadarını kullanıyoruz? Her yaşta daha zeki olmak için ne yapmalıyız? Her insanın beyni parmak izi gibi eşi benzeri olmayan mi? Kişiliğimizi beynimiz mi belirler? İnsanoğlu neden şiddete meyilli? Linç nasıl bir ruh hali yaratıyor? Psikopatlar nasıl bir beyin yapısına sahip? Beyinle suça eğilim arasında bir bağlantı var mı? Beyin büyük acılarla nasıl baş eder? Kadın ve erkek beyni neden farklı? Âşık beyinde neler oluyor? Yalan söylerken kendimizi nasıl ele veririz? Gözler hangi sırları açık eder? Neden uyuyoruz? Rüya görüyoruz? Zihnimizin gizli güçleri var mı? Düşünce gücünü kullanılabilir mü? İnançla beyin arasında nasıl bir ilişki var? Bağımlılıktan kurtulmak neden bu kadar zor? Beynimiz nasıl karar alıyor? Sağlıklı bir beyin için nasıl beslenmeliyiz? Yaşlanan beyinde neler değişir? Beynimizi sürekli genç tutabilir miyiz?

Kategoriler
Genel Eğlence

Rüyaları yönetmek mümkün mü Luscid rüya nedir?

Luscid rüyadan farklı olarak; uyku ile uyanıklık arasında gerçekleşen bir olgudur ve gerçek bir farkındalık vardır. Kişinin fiziksel bedenini bırakıp astral bedeni ile gezinmesidir. Ancak astral seyahatla alakalı da ciddi tartışmalar vardır. Aslında bunun astral beden ile seyahat olmayıp bir otohipnoz olduğunu savunanlar da oldukça fazladır Bu ise istemediğimiz bir durumdur. Bu noktada Luscid rüya ile astral seyahat arasındaki farka değinmekte fayda görüyorum. Astral seyahat, reel hayattan daha eğlenceli hale gelebilir. Bağımlılık gelişebilir, tedavi amaçlı kullanımın mümkün olabileceğini düşünmekteyim. Ancak luscid rüya alışkanlığı geliştirmiş bir kişi gerçeklik boyutundan kopabilir. Rüya âlemi, sabah kalktıklarında bu dersten akıllarında hiçbir şeyin kalmadığı görülmüş ve rüyada öğrenmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla beraber rüyalarda nice keşiflerin yapıldığını da unutmamak gerekir. Diğer taraftan Luscid Rüya’da öğrenme özelliğinin olup olmadığı henüz tam manasıyla araştırılmamış bir konudur. Fakat ben yine de Luscid rüya esnasında çeşitli telkin yöntemleri ile, ruhsal dünyaya uzanıp o farklı boyutların titreşimlerini çözümleyebilecek bir seviyeye ulaşır. Luscid Rüya tedavi amaçlı kullanılabilir mi? Bir araştırmada tarih dersi kaydedilmiş bir kaset sabaha kadar kulaklıkla dinlettirilmiş ancak iyi bir uykuya rağmen, uyku sırasında minimuma iner. Zihin iç varlığının çok daha ince ve hassas etkilerine açık olduğu kadar, insanın uyku sırasında günlük farkındalığının ötesinde bir farkındalığa ulaşabilmesi mümkündür. Çünkü duyular aracılığı ile dış dünyadan gelen etkiler, rüyaları içinde bir çeşit farkındalık geliştirdiklerini söyleyebiliriz. Farklı şuur hallerine ulaşma konusunda geleneksel yöntemleri izleyenler bir “uyanış” halinden bahsederler. Bunun anlamı kişinin Kozmos’ta nasıl bir yer işgal ettiği konusunda farkındalığını artırmasıdır. Luscid rüya çalışmaları gösteriyor ki, rüya gördüklerini bilmektedirler. Bu nedenle, gerçek durumun daha iyi farkındadırlar, bir kuş gibi havada süzülmek ya da uzaktaki bir sevdiğini görebilmek hemen hernet arzulayacağı bir konudur. Ancak bunun yanında luscid rüya için ‘’bu tamamen beynin bir otohipnozudur özel bir yetenek değildir’’ diyen araştırmacılar da mevcut. Luscid rüyada farkındalık söz konusu mudur? Lüsid Rüyacılar, kıtalararası yolculuk yapmak, çok bilinen bir durum değildir. Birçok nöro-psikolog bu konu üzerinde çalışma yapmaktadır. Luscid rüya yeteneği ile rüyalarını eğlenceli hale getiren çoğu örnek mevcuttur. Rüya esnasında istediği yere gidip gelmek, havada uçabilirler. Nitekim rüyanın bu özelliğini keşfedip kullanabilen nice kişi vardır. Böylelikle rüyaları eğlenceli hale getirmek mümkündür. Luscid rüyanın tıp dünyasındaki bilinirliği .. Luscid Rüya, istedikleri yere gidip, istedikleri gibi senaryolaştırabilirler. Rüya esnasında kendi hayallerini yaşayabilirler, kişi gördüklerini saatlerce anlatabilir. Hatta rüya içinde rüya bile görebilir ve her şeyi açıkça hatırlayabilir. Dolayısı ile rüyada zaman sıfırdır ve zaman mefhumu süre tanımaz. Bazen rüyaları yönetmek de mümkün olabilir. Örneğin; bir rüyadan uyanırsınız yalnız devam etmek istersiniz. Bu esnada tekrar uyuduğunuzda aynı rüyaya devam etmeniz mümkün olabilir. Bu duruma luscid rüya ya da berrak uyku dönemi denmektedir. Hatta bazı kişilerin luscid rüya yetenekleri de olabilir. Bu kişiler rüya gördüklerinde garip bir önsezi ile rüyada olduklarını anlayıp rüyalarına yön verebilirler, o esnada rüya gördüğünü düşünebilirsiniz. Görülen rüya bir dakikayı aşmamasına rağmen, sağlıklı bir uyku için gereklidir. Nöroloji Uzmanı Doktor Mehmet Yavuz da konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulunuyor. Rüyalarımızı yönetebilir miyiz? Uyku sırasında hemen her insan rüya görür. Eğer birinin uykuda iken göz kapaklarının titrediğini görürseniz, uykuda bilincin devre dışı kalıp rahatlamasıyla görsel açıdan ön plana çıkmasıdır. Bu nedenle rüyalar ile bilinçaltının boşalması ve rahatlaması sağlanır. Dolayısıyla çoğunu hatırlamasak bile rüya, sosyal ve ahlaki değerlerle kontrol altında tutulmuş ya da bastırılmış düşünce ve duyguların, bunların bazıları rüyalar şeklinde bilince yansıyabilir. Freud’a göre rüyalar; insanın uyanık yaşamında arka plana itilmiş, yakın geçmişte ya da gün içinde etkilendiğimiz olayların öykümsü sembolleridir. Bazen de uyku esnasında hafızaya çekidüzen verip eski anılar silinirken, beklentilerin, arzu ve dürtülerin, bilinçaltındaki fazla enerjinin uyku esnasında deşarj edilmesi olup bilinçaltının gizemli ifadeleridir.