Kategoriler
Aile Yapısı

Eşinize olan sevginizi mutlaka hissettirin!

Eşinize olan sevginizi mutlaka hissettirin!
Yoksa siz de “Eşimi çok seviyorum; ama bu sevgimi ona göstermiyorum.” diyen bireylerden misiniz? Şayet durum böyle ise okuyacağınız şeyler bu durumun değişmesine vesile olur.

Bireyin eşini gerçekten sevmesi çok önemli ve güzeldir. Ancak unutulmamalıdır ki; bu sevginin coşkunluğunu artıracak olan, sevginin, sevgi duyulan şahıs ile paylaşılmasıdır. Çünkü; birey sevgisini muhatabına hissettirdikçe, bu sevgi karşı tarafa yansıyacak ve karşı tarafta da daha coşkun bir sevgi oluşturacaktır. Ve bu sevgi alışverişi sürdükçe bireylerin evlilikleri, sevgi yönü ile daha da kuvvetlenecektir. Tabii buradan evlilik için tek önemli unsurun sevgi olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Ben burada sadece evlilikteki sevgi unsurunu ele aldım, yoksa saygı, güven, sadakat gibi birçok temel unsurun da göz ardı edilmemesi gerekir. Peki sevgi nasıl hissettirilir? Hemen belirtelim ki, “ben içimden seviyorum.” sözü kesinlikle eşiniz için tatmin edici değildir. Şayet eşiniz sevginizi fark edemiyorsa, bu sevgiye itimat da edemeyecektir. Sevginizi hissettirebilmenin en güzel yolu öncelikle eşinizi tanımadan geçer. Eşiniz daha ziyade nelerden hoşlanır? Önce bunu belirlemelisiniz. Örneğin, kimi bireyler sevginin kendilerine sözel olarak ifade edilmesini, kimileri birtakım notlarla hissettirilmesini, kimileri davranışların bu konuda esas olduğunu ve kimileri ise hediyelerle sevginin hissettirilmesini isteyebilirler. Siz bu yöntemlerden birini veya kendinizce belirlediğiniz farklı yöntemleri kullanarak sevginizi gösterebilirsiniz. İsterseniz eşinizin istediği şekilde değil de, kendi tarzınızla sevginizi gösterin. Burada önemli olan samimi ve doğal olmanızdır. Yaptığınız bu sevgi iletimi ise, başta eşinizin sevginize güvenmesini ve dolayısıyla size sevgi duyuyor olmaktan daha fazla memnun olmasına neden olacaktır. Bunun dışında evdeki pozitif ortam artacak ve iletişiminize yansıyacaktır. Şayet çocuklarınız varsa, onların da bu sevgi ortamından fazlasıyla istifade edeceklerini unutmayın.

Kategoriler
Aile Yapısı

Öfke evliliğin baş düşmanı

Öfke, evliliği kemiren bir kurt gibidir. Sabırla basamakları tek tek inmek yerine öfkeyle üçer-beşer atlamak insanın yuvarlanmasına sebep olur. Hele karı-koca arasında öfke kronik bir hal almışsa, öfke nöbetleri sık sık yaşanıyorsa, sevgi bitmeye, birliktelikler çatırdamaya yüz tutar. Unutmamak gerekir ki; öfkeyle sorunların çözüldüğü görülmüş değildir.

Öfke ve onun doğurduğu katı söz ve kaba davranış, eşler arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kemiren kurt gibidir. Kişinin dengesini kaybettirir, aklını başından giderir. İnsan öfke anında yaptıklarından çoğu kez utanç duyar. Öfkesi geçtikten sonra “ben ne yaptım?”diye pişman olur ama iş işten geçer. Zira kırdığınız bardağı tekrar eski haline getiremezsiniz.

Öfke, eğer kişide kronik bir hal almışsa mutlaka psikiyatri tedavisi görmelidir. Yoksa “Ne yapayım elimde değil sinirim gelince gözüm bir şeyi görmüyor.”demek, nefis müdafaasından öteye geçmez.

Kimi eş de problemi içine atar. Eşinin yaptığı yanlış davranışı dile getirmez. Oysa içe atılan sıkıntılar, hiç olmadık bir zamanda “öfke”lavları olarak patlayıverir.

“Filan zaman sen bana bunu demiştin, şunu demiştin.”vb. sözlerle geçmişin intikamını alır. Halbuki problemler yerinde ve zamanında büyütülmeden çözülmelidir. Yoksa, öfkenin çözdüğü hiçbir problem yoktur. Sadece ailede deprem yaratır.

Bir an öfkeye kapılıp aile beraberliğini bozanlar olduğu gibi, öfke anında elinden kaza çıkanlar da az değildir… Problemsiz aile olmaz, öfkesiz insan da… Ama Aristo’nun dediği gibi, “Sınırları aşmamalı ve yerinde ve haklı olduğu zaman kızmalıdır.”Gerçi, modern hayatın getirmiş olduğu psikolojik ve ekonomik problemler ister istemez sinirleri yıpratıyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanları öfkelendirmek için trafik bile başlı başına bir sebep oluyor. Fakat yine de güzel ahlak sahibi, insan öfke atını kırbaçlamak yerine yelelerini okşayarak durdurabilir. Hiç olmazsa yavaşlatabilir.

Sabırla basamakları tek tek inmek yerine öfkeyle üçer beşer atlamak insanın yuvarlanmasına sebep olduğu gibi, sabırsızca her şeye öfkelenmek de ailenin yıpranmasına sebep olur. Halbuki, “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.”Kötü hadiselerin bile güzel yönünü görebilen, o hadiseye sebebiyet veren eşi hakkında iyi düşünür. İyi düşündüğünde kendi de eşi de mutlu olur. Aksi halde “Sen nasıl böyle bir yanlış yaparsın?”diye kötü düşünerek öfkelenmek, aile hayatının lezzetini kaçırır.

Sokrat’ın çok huysuz bir karısı varmış. Ünlü filozof, bir gün talebeleriyle otururken Sokrat’a ağzına gelen sözleri söylemiş. Sonra da öfkesini yenemeyip bir kova suyu Sokrat’ın başından aşağıya dökmüş.

Sokrat hiç olumsuz bir tepki vermeden gayet soğukkanlılıkla talebelerine dönüp: “Ben size gök gürledikten sonra herhalde yağmur yağar dememiş miydim?”diye cevap verir.

Peki siz nasıl birisiniz? Sokrat gibi mi yoksa eşi gibi mi?

…Ve öldükten sonra hangisi gibi anılmak istersiniz?

Kategoriler
Aile Yapısı

Sevgi Dolu Bir Baba Nelere Etki Eder

Sevgi dolu bir baba; erkekte başarı, kızda ise kişisel uyum etkisi yapar
Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar, yapılan bazı araştırmaların, şiddete dayalı suçlar, çocuk suçluluğu ve madde bağımlılığı ile baba yokluğu arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Sorumluluk sahibi bir babanın varlığının, sosyal hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek bir işlev gördüğünü belirten Sayar, “Yapılan araştırmalar, sadece annenin bulunduğu ailelerde büyüyen çocukların, akranlarına göre daha dezavantajlı olduğunu ve bu dezavantajın çocukluk dönemi boyunca sürdüğünü, çocukların erken dönemdeki gelişimlerinde her iki ebeveynin de önemli olduğunu göstermektedir. Babalar, çocuğun büyüme sürecinde önemli roller üstlenirler.” diye konuştu.

Sıcak ve sevecen babaların, çocuklarda cinsiyet rollerinin gelişimini de etkilediğini ifade eden Sayar, erkek çocukların büyüme sürecinde babalarından erkeklerin ilgilerini, faaliyetlerini ve sosyal davranışlarını öğrendiklerini söyledi. Kız çocukları ise erkeklerle güvenli ve rahat ilişki kurmayı öğrenir. Sevgi dolu babalar, erkeklerde başarı, kızlarda kişisel uyum üzerinde olumlu etkiler yapar.

Babasız büyümenin kızlardaki sonuçları

6 yaşından önce ya da 6 ile 9 yaş arasında ebeveyni boşanan ergen kızlar, aileleriyle birlikte olan kızlara göre daha fazla alkol ya da madde kullanımına yönelmekte.

Kadınların ergen ve yetişkin popülasyonları içinde yaşadıkları ebeveyn ayrılığı erken başlayan cinsel etkinlik, büyük ölçüde suça ilişkin davranışla ilişkilendiriliyor.

Bu tür kadınların uzun ve memnuniyet verici ilişkiler kurmakta da zorlandıkları kaydediliyor. Kadınlarda bu duyguya yol açan durum, babanın duygusal olarak kaybının onların kendilerini ‘reddedilmiş gibi’ hissetmeleriyle ilişkilendiriliyor.

Pek çok kız bu reddedilmeyi yeteri kadar sevimli, sevilebilir ve zeki olmadıkları şeklinde algılıyor.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Evlenmeye karar verdikten sonra sizi neler bekliyor?

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi seçmeleri ve tanımaları gerekiyor. Ancak eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli.

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi tanımaları ve seçmeleri gerekiyor. Ancak, eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli. Çünkü, ailelerin de devreye girdiği bu süreçle asıl zorluklar başlıyor.

Özellikle Türk toplumunda karar verdikten sonraki evlilik sürecinin iradesi her iki tarafın ailelerine geçtiği için, tatlı bir telaşla yapılacak işler, her iki tarafın birbirini kırabildiği, genç çiftleri ailelerinin arasında bırakan tatsızlıkların yaşandığı da oluyor. Bu tür tatsızlıklara meydan vermemek için birbirinize güvenmeniz, ailelerinize karşı da anlayışlı ve dengeli olmanız, sorunları mümkün mertebe alttan alarak halletmeniz gerekiyor. Bu dönemde her şeyin kendisi için yapıldığı söylenen genç kızlar da ailelerini karşılarına almak istemiyorlar; ama evliliğin bir mücadele değil birlikte yaşama sanatı olduğunu unutmamaları ve artık eşinin, ailesinden önce geleceğini bilmeleri gerekiyor. Ayrıca, yeni kararların alınacağı, ekonomik hesapların yapılacağı bu süreç, çiftlerin birbirlerini tanımaları için de iyi bir fırsat.

Önce kız istenir

Anadolu’nun her yöresine göre düğün gelenekleri farklılık gösterse de şehirlerde genel olarak yerleşmiş âdetler vardır. Biraz İslam, biraz Türk, biraz da Batı kültürüyle örülmüş bu sürecin ilk adımı, erkeğin ailesinin, hanım kızı ailesinden istemesi ve söz yüzüklerinin takılmasıyla atılıyor. Nişanlanıncaya kadar taşınacak olan bu yüzükler, karşılıklı verilen ilk sözü temsil ettiği için manevî bir anlam da taşır ve genelde ince altın bir yüzük seçilir. Söz çikolatası, şık bir gümüş tepsi, gondol, kristal veya porselen derin bir tabağa yerleştirilir. Söz çiçeği olarak genelde kırmızı gül buketi yaptırılır. (Gül adedinin tek sayı olmasına dikkat edin) Çikolata, eve girerken gelinin annesine; çiçek, müstakbel eşe verilebilir. Erkek tarafının büyüğü veya ailenin değer verdiği kişi, kızı ailesinden “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle” istedikten sonra, müstakbel gelin tarafından söz kahveleri ikram edilir. Bu arada, damadın heyecanından faydalanarak, kahvesine şeker yerine tuz atıp ona hayatı boyunca unutamayacağı tuzlu bir oyun oynamak da âdettendir. Genç çifte yüzükler takılırken, geleneksel bir konuşma yapılıp kurdele kesilir. Bazen makaslar damat bahşiş vermeden kesmezler.

Nişan kız evinde olur

Nişan törenleri de genelde kız evinde yapılır. Bazen söz–nişan bir araya da getirilir. Nişanda çiftlere karşılıklı olarak aldıkları ve ömür boyu taşıyacakları alyanslar ile birlikte geline takı takılır. Kuyumcuda yüzüklerin içerisine isimler ve nişan ya da düğün tarihi yazdırılır. Bu arada nişanlı çiftlerin birbirlerine bohça göndermesi çok yaygındır. Erkek tarafının hazırladığı bohçada, gecelik takımı, iç çamaşırları, sabahlık, parfüm, makyaj seti, çanta, ayakkabı, etek ve ceketten oluşan bir takım veya elbise ile terlik; kız tarafının bohçasında, pijama, iç çamaşırı takımı, tıraş seti, terlik, gömlek, kravat, kemer, çorap ile parfüm bulunur. İlave olarak kayınvalide ve kayınpederlere de hediyeler gönderilir.

Bahar ve yaz ayları ile hafta sonları kıyılan nikâhlarda artış olduğundan nikâh tarihini mümkün olduğu kadar erken almalısınız. Ayrıca düğün mekânı için de erken davranmanız gerekiyor. Her şeyden önce aileleriniz ile birlikte sade ve samimi bir düğün mü, yoksa görkemli bir düğün töreni mi isteyip istemediğinize, yemekli bir davet mi yoksa sadece nikâh töreni mi yapacağınıza birlikte karar vermeniz lazım. Bundan sonra bütçe oluşturarak çeşitli yerlerden fiyat alabilirsiniz. Fiyat araştırması sırasında mekânın ulaşım kolaylıkları, kapasitesi, ferahlığı, gelin odası, paket programları, mönü seçenekleri, eleman yeterliliği gibi konularda bilgi alınmalı. Bu arada davetiye, nikâh şekeri, düğün pastası, düğünde kullanılacak müziklerin seçimi için bir hayli kafa yorulması gerekiyor. Davetiyelerin düğün tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce dağıtılmaya başlanması ve çiftlerin düğün pastasından birer çatal alarak birbirlerine ikram etmeleri gerektiğini de hatırlatalım.

Kına gecesi âdettendir

Genç kızlar için gelinlik seçimi hazırlıkların en heyecanlı ve riskli olanı. Erkekler için de fatura önemli tabii. Çünkü, gelinliği erkek tarafı, damatlığı kız tarafı alıyor. Bu arada erkekler, sadece birkaç saat giyilecek olan bu kıyafete neden bu kadar para ödediklerini anlamaya çalışırken bir taraftan da en azından gelinlik kadar fiyatı yüksek olan damatlıklar seçiyorlar. Gelinliklerin modelleri ve fiyatları her bütçeye ve sosyal konuma göre büyük değişiklikler gösteriyor. Kimi genç kızlar mecburen kiralamayı tercih ederken, kimileri de uygun fiyata diktiriyorlar. Her gelinliğin canlı çiçekten ya da özel hazırlanmış bir de buketi olur ve genç kızlar bunu düğünün sonunda uğur getirmesi için bekâr arkadaşlarına doğru fırlatır.

Kına gecesi adetleri de her yöreye göre değişiyor; ama düğün yapılmayacak olsa bile türküler eşliğinde eline kına yakılması gelinlere ayrı bir heyecan veriyor. Geleneksel bir kıyafet giyen gelin önce oynatılır sonra da salonun ortasına oturtulur. Başına kırmızı bir tül örtülür ve elinde mumlarla hüzünlü türküler söyleyerek etrafında dönen arkadaşları tarafından ağlatılmaya çalışılır. Kına için elini açmayan geline erkek tarafı altın takar. Kalan kına misafirlere dağıtılır. Bu arada kınayı, kına tepsisini, mumları, ele bağlanacak mendilleri ve kuruyemişleri gelinin kayınvalidesinin getirmesi gerektiğini hatırlatalım.

Düğünü erkek tarafı yapar

Geleneklere göre nişanı kız tarafı, düğünü erkek tarafı yapar. Düğün günü tören yerine gitmeden önce kuaföre gidilir ve düğün boyunca birçok şeyde olduğu gibi burda da masrafları damat öder. Burada kuaföre gelecek kişi sayısını kontrol etme görevini gelinler üstlenerek eşlerine yardımcı olabilirler. Tıraş olmaya giden damat da, bunun damat tıraşı olduğunu belli etmemeyi başarırsa her zamankinden fazla ücret ödemekten kurtulabilir. Ayrıca damatlara, böyle kritik bir günde çok farklı bir saç modeli deneyerek riske girmemelerini de önerelim. Düğün boyunca özellikle kız tarafı damadı maddî ve manevî yönlerden sıkıştırmak için birçok yöntem geliştiriyor. Gelinin evden çıkması, çeyizinin gönderilmesi, gelin arabasına binmesi, inmesi, eve girmesi hep birer bahşiş vesilesidir. Düğünü neşelendirme maksatlı bu gelenekler bazen tatsızlıklara da sebep olabilir. Burada damada sabır, gelinin ailesine de anlayış tavsiye edebiliriz. Ayrıca damada kırmızı kurdeleyi unutmamasını, geline de nikâh esnasında damadın ayağına basmasını hatırlatalım.

Anlaşmazlık çıkabilecek konular ve çözüm yolları

Genellikle gelinlerin konuk listesi damatlardan daha fazla olduğu için bu mesele damat tarafından problem haline getirilebilir.

* Çözüm için sayıyı eşit tutun ve birbirinizin davetlileri hakkında yorum yapmayın.

Erkekler genelde çarşı pazar dolaşıp alışveriş yapmayı sevmediklerinden, kızlar için önemli olan küçük bir şeyin alınması için saatlerce gezmek istemezler.

* Önceden yalnız çıkıp seçeneklerinizi belirlerseniz birlikte fazla dolaşmadan istediğinizi alabilirsiniz.

Gelinler her zaman daha ayrıntılı düşünüp, ince planlar yaparlar, damatlarsa bütün işleri bir an önce bitirmekten yanadırlar. Ayrıntılar onlar için çoğu zaman can sıkıntısıdır. Ve bu yüzden gelinle damat arasında birçok tartışma yaşanır.

* Bu konuda kırıcı sözler sarf etmeyin. Yumuşak ve içten olun. Sorunu daha rahat aşarsınız.

Kızların kararsızlıkları erkekleri çileden çıkarır.

*Seçim yaparken nişanlınıza da fikrini sorun; ama laf olsun diye değil. Önerilerini dikkate alın.

Ailelerinin düğünle ilgili planlara karışmaları iki tarafı da huzursuz eder. Eğer düğün masraflarını aileler üstlenmiyorsa planlarınızı daha rahat ve üstü kapalı anlatabilirsiniz. Ama eğer onlar ödüyorsa bu onları söz sahibi yapar.

*Anlaşamadığınız konularda konuşun, orta yolu bulun. Nişanlınızla birlikte hareket edin.

Erkekler sıkılgandır. Özellikle de bazı ayrıntılar onlara gereksiz ve saçma geldiği zamanlarda.

* Onun da en az sizin kadar sorumluluk alması için ona ilgisini çekebileceği konularda sorumluluk verin.

Siz düğünde her şeyin en iyisi olsun istiyorsunuz; ama nişanlınız sadece bir gece için bir servet harcamayı çok büyük lüks olarak görüyor.

* Bir gece için yıllarca ödemek zorunda olacağınız borçlara girmeyin. İlk işiniz gerçekçi bir bütçe hazırlamak olsun. Daha önceden bu bütçeye sadık kalmak için söz verin ve sözünüzü tutun. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın.

Damatlar gelinler kadar şaşaayı sevmezler. Gelinler ise her şeyin en ayrıntısıyla mükemmel olmasını isterler.

*Konuşup birlikte bazı tavizler verebilirsiniz.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Kısa süreli ayrılıklar evliliği tazelermi?

Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları fark edebilmeleri için kısa süreli ayrılıklar yaşamaları gerekebiliyor.

Yaz ayları, ailelerde kısa süreli ayrılıkların çokca yaşandığı bir dönem. Özelilkle büyükşehirlerde yaşayanlar, okulların da tatil olmasıyla ya tatil beldelerine ya da memleketlerine giderek bir süre şehirden uzaklaşırlar. Genellikle erkeklerin iş seyahatlerine çıktığı, kadınların da çocuklarıyla birlikte şehirden ayrıldığı bu ayrılıklar, ilişkilerinde sorunlar yaşayan çiftler için evliliklerini tazelemeye yönelik önemli bir fırsat olabilir. Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları farkedebilmeleri için bazen ayrılık iyi gelir. Ancak bu düşünce bütün evlilikleri kapsamıyor. Uzman psikolog Yıldız Şengül’e göre evli çiftler arasında en başından beri uyum yoksa ve tercihin doğru yapılmadığı düşünülüyorsa kısa süreli ayrılıklar, evliliği tamamen bitirme noktasında tarafları cesurlaştırabilir. Ancak uyumlu bir evlilik olduğu halde, zamanla bazı duygular yıpranmışsa, eşler birbirlerine karşı saygı ve sevgilerinin azaldığını hissediyorlarsa ayrılıktan istifade edip eski güzel günleri nasıl geri getirebileceklerini düşünebilirler. Ayrılık, çiftlere neleri kaybedeceklerini gösterir ve tamamen kaybetmeden sahip olduklarının kıymetini anlamalarını sağlayabilir.

Yapıcı fikirler üretilmeli

Aslında bütün evlilikler için en sağlıklı olan yöntem, ortada bir sorun varsa karşılıklı iletişimi tekrar sağlamak ve sıkıntıların hepsini tek tek konuşmaktır. Ayrılık durumu ise, yalnız kalıp ilişkiyi tekrar gözden geçirme imkanı verir. Herhangi bir sebeple bir süre ayrı kalacak olan çiftlerin, geriye dönük değerlendirme yapmaları ve eve döndüklerinde geçmişlerini sorgulamaları lazım. Ancak, yalnız kalıp ilişkinin muhasebesi yapılırken çözüme yönelik yapıcı fikirler geliştirilmeli. Olumsuzlukları büyütüp daha da karşı tarafı suçlayıcı durumlara girmektense, daha iyi nasıl olabileceğine dair herkes kendini hesaba çekmeli. Öfkelerin pekiştirilmesi daha da uzaklaşmalara yol açar. Neyi eksik neyi tam yaptığını, kusurlarının ne olduğunu, eşini kırdığı bir gün aslında daha farklı nasıl davranması gerektiğini, eşinden beklediklerine karşın ona ne verdiğini, çocuklarıyla ne kadar ilgilendiğini, bir anne veya baba olarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgulamalı. Ayrılıktan sonra tekrar bir araya gelince özlemin de verdiği duygusallıkla daha önce yaşanmayan olumlu düşünceler, güzel duygular tekrar yaşanıyor ama karşlıklı bir değerlendirme olmazsa bu hal kısa sürede geçiyor ve eski sorunlu günlere yeniden dönülüyor. Eve dönüşte çözüme yönelik sorgulamayla pekiştirilmeyen bir ayrılık, sorunların bir süre gözardı edilmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.

Çocuklar mutluluğu hisseder

Evliliğin mutlu bir havada sürmesi çiftler için oludğu gibi çocuklar için de avantajlı. Evliliklerin tazelenmesi ve sağlıklı yürümesi çocuklar açısından da önemlidir. Çocuklar anne babaları arasındaki bu mutluluğu hisesederler. Rutinleşmiş, sıradan bir evlilik çocuklar için de cazibeli değildir. Eşler olumlu duygular içine girerlerse çocuklara da iyi bir örnek olurlar. Birbirini seven ve sayan, sorunları çözmeye yönelik öneriler geliştiren bir aile ortamı çocuklara da gelecek yaşamlarında örnek olur ve problemleri çözmeleriz için yol gösterir. Aksi takdirde onlarda eşleriyle problem yaşadıklarınde evliliklerini kolayca bitirmeyi düşüneceklerdir. Bir çok kişinin evlilliği anne babasının evliliğine benzer, çünkü hepimiz kolay olanı yani gördüğümüzü yaparız.

Kategoriler
Aile Yapısı Çocuk Gelişimi

Babalar, çocuğunuz için önemlisiniz unutmayın!

Nasıl bir babasınız? Çocuğunuzla ne kadar ilgilisiniz? Çocukların sevgiye ve desteğe ihtiyacı vardır. Bu sevgiyi sağlamak için babalara büyük rol düşer. Siz çocuklarınızla ilgilendiğiniz sürece o kendini güvende hissedecek ve hayata daha iyi hazırlanmış bir fert olacaktır.

Babalar, çocuklarının hayatında nasıl bir öneme sahip olduklarının farkında değil gibidirler. İşten eve yorgun gelen ve kısacık bir sohbetten sonra televizyon karşısında uyuklayan baba tipi, günümüz çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaktan, onları mutlu etmekten çok uzak. Bu nedenle babalar uyumayın; çünkü siz uyurken çocuğunuz elden gidebilir diyoruz.

Bütün çocuklar sevgiye ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Siz, baba olarak bu desteği sağlamada büyük rol oynuyorsunuz. Babaların, çocukların yaşamına ilgi duyması, çocuklarına değerli, önemli, güvende olduğu duygusunu hissettirir. Çocuklarla birlikte zaman geçirmeniz, onlara güven ve mutluluk içinde büyüme şansı verir.

Uzman olmanıza gerek yok

Çocuğunuzla zaman geçirmenin, onların ne yaptığıyla, sevinçleri ve kederleriyle ilgilendiğinizi göstermenin çeşitli yolları var. Biraz hayal gücü, birkaç ipucu ve biraz sabır ve güvenle çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun, onunla iletişim kurun ve onu gerçekten anlamaya çalışın. Bir baba okuldan gelen çocuğuna “bugün okulda neler yaptın?” diye sorar. Ve büyük ihtimalle de “hiiiç, her zamanki gibi “türünden cevaplar alır. Böylelikle çocuğu ile iletişim kuramamış olur. Halbuki sorular daha özele inilerek sorulmalıdır. “Geçen matematik dersinden sözlü olacaktınız ne oldu; Ali ile tartışmıştınız, barıştınız mı bari; bugün hangi dersleriniz vardı… Şu dersinize şu öğretmen mi giriyordu.. peki o öğretmenin nasıl birisi?” Bu ve benzeri çocuğu konuşmaya yöneltecek sorular sorulmalı ve sıkıntı görülen noktada konu derinlemesine açılmaya çalışılmalıdır.

Sınırları koyun

Baba olmak her zaman eğlenceli bir arkadaş olmak demek değildir. Sınırları koymak zor da olsa iyi bir baba bunu başarmalıdır. Çocuğunuz sevginizi suiistimal etmeye başladığı anda tavrınızı ortaya koyun ve yaptığının yanlış bir hareket olduğunu kendisine iletin.

Sınırlar konusunda açık ve katı olun; ancak asla öfkeye kapılmayın.

Yalnızca hatalı davranışı eleştirin, çocuğunuzu değil.

Eşinizle çocuğunuza uygulayacağınız sınırlar konusunda uyum içinde olun, aksi halde çocuk uyumsuzluktan doğan boşluğu kendi lehine kullanmak isteyecektir. Unutmayın ki; hiçbir çocuk hayırsız evlat olarak doğmaz, onu hayırsız yapan sizin çocuğu yetiştirme tarzınızdır. *Psikolojik Danışman

Birlikte yapın

Çocuğunuzun yakın çevresini iyi tanıyın. Çocuğunuzla arkadaşları hakkında konuşun. Çocuğunuzun ilginç bulduğu şeylerden konuşun. Birlikte eğitici oyunlar oynayın, resim yapın. Bunlar çocuğunuzu alışverişe götürmenizden daha olumlu sonuçlar verecektir.

İlgi ve sevgi gösterin

Çocuğunuzu arayın, iletişimde olduğu diğer insanlara sorun. Çocuğunuzun hislerini paylaşın ve hislerini önemseyin. Hissettiklerinizi söyleyin, sarılın, şakalaşın. Onu sevdiğinizi ve onunla ilgilendiğinizi söyleyin.