Kategoriler
Çocuk Gelişimi

Çocugum Çabuk Sinirleniyor ve Ağrasif

Çabuk sinirlenme, bazı çocuklar için bulundukları ortamdan kaynaklanabildiği gibi bazı çocuklar için ise kalıtsal olabilir. Çocuğumuzda aşırı derecede görülen sinirsel davranışlar depresyon belirtisi olabilir ve bu sebeple mutlaka önlemi alınmalıdır.

Öncelikle çocuğumuzu gözlemleyip hangi amaçla ve ağırlıklı olarak ne zamanlar sinirlendiğini anlamaya çalışmalı ve çocuğun sinir tepkilerine sebep olan her ne ise onu ortadan kaldırmalıyız.

Bazı çocuklar bir arada yaşadıkları büyüklerini modelledikleri için sinirsel tepkilerde bulunurlar. Aile içinde çabuk sinirlenen ebeveynler varsa bu, çocukları etkiler. Bu sebeple aile içinde “çok sinirliyim” tarzındaki konuşmalara çocuk şahit olmamalıdır. Veya ebeveyn birtakım hatalı davranışları karşısında sinirli oluşunu bahane olarak göstermemelidir.

Bazı çocuklar, sinirsel davranışları ile çevrelerinin dikkatini çektiklerini düşünerek bu ilgiden hoşlanırlar. Sebebin bu olduğunu düşünüyorsak, çocuğun yersiz sinir tepkileri karşısında çocuğa ilgi göstermemeliyiz.

Kimi zaman çocuğun içinde bulunduğu ortamdaki duygusal zorlanmalar (ebeveynin ölümü, ayrılıklar vs…) ve gerginlikler çocuktaki sinirsel davranışların nedeni olabilir. Bu durumda çocukla arkadaşça ilişkiler kurup onunla sık sık konuşmalı ve rahatlayabileceği zeminler oluşturulmalıyız.

Ayrıca sebep ne olursa olsun sinirli çocuğun spora yönlendirilmesi, içindeki elektriği boşaltması açısından faydalı olacaktır

NOT: Çocuğun sinir tepkileri kendisine ve çevreye zarar verme noktasına gelmişse bir uzmandan yardım alınması gerekir.

Kategoriler
Anne Ve Çocuk Çocuk Gelişimi

Çocuklarda Alt ıslatma kalıtımsal olabilir mi

Alt ıslatma kalıtımsal olabilir mi?

“Babası da altını ıslatırmış bekleyelim büyüyünce geçer”, “Teyzesi de 13 yaşına kadar altını ıslatmış, acele etmeyin geçer” Bunlar ve bunlara benzer söylevler alt ıslatma karşısında çok sık duyduğumuz cümlelerdir.

Evet, kalıtımın alt ıslatmaya olan etkisi az da olsa vardır. Kalıtsal etkenlerin alt ıslatmaya etkisi alt ıslatma sorunu yaşayanlar arasında yüzde 2 oranındadır. Ancak bu kısmi etki alt ıslatma derecesini, yaşını etkilemez. Bu sebeple tedaviyi uzatmak çocuğa işkence yapmaktan başka bir şey değildir. Kalıtımsal etkenler tedaviyi de negatif etkilemez bu nedenle sebep ne olursa olsun önlem almada gecikilmemelidir. Ancak araştırmalar göstermiştir ki anne–babanın alt ıslatmadaki en büyük etkileri şudur: Ağır uyku. Uyanamayıp çocuğunu tuvalet ihtiyacını gidermesi için geceleri uyandıramayan ebeveynlerin çocuklarının bu problemi çözme süreleri uzayabiliyor. Öyle ise anne–babalar kendi etkilerine daha ziyade bu bağlamda yaklaşmalı ve uyku problemlerini çözmelidirler.

Kategoriler
Anne Ve Çocuk

Kadınlar Annelik Bir Sanattır !

Annelik bir sanattır !

Ne demektir anne olmak? Çocuğa istediği yemekleri mi yapmak? Hayır. Çocuğunuz için en güzel yemekleri yapmanız güzeldir; ama çocuğunuza özel değildir.

Çünkü o yemeği bütün aile üyeleri için yapmışsınızdır. Onunla birlikte ders çalışmak mı? Hayır. Bu da çok güzeldir; ancak özel değil. Çocuk derslerini öğretmenleriyle de arkadaşlarıyla da paylaşmaktadır. Bu da anneliğe özel bir davranış değildir. Peki çocukla oturup saatlerce oyun oynamak mı? Hayır.

Çok güzel olan bu davranış da anneliğe özel değildir. Önemli olan anne olarak çocuğunuz ile yaşadığınız özel anlar ve paylaşımlardır. Bazı şeyler çocuğa sadece sizi anımsatmalıdır.
Belli zamanlarda yürüyüşe ya da yemeğe gidilen size özel bir mekan, günün belli zamanlarında sadece ikinize özel yapılan konuşmalar, mektuplaşmalar, notlaşmalar vs. evdeki her bir çocukla özel bir paylaşım sağlar.

Kategoriler
Çocuk Gelişimi

Abur Cubur Gıdalar Boy Kısalıgı Yapıyor

Aile bireylerinin farkında olmadan çocuklarına yedirdikleri parlak ambalajlı ürünlerin çocukların boy uzunluğuna büyük etkisinin olduğunu dile getiren Doktorlar, “Genelde anne ve babanın boyu kısa ise çocukların da boyları genellikle kısadır. Ancak genetik özellikler kadar önemli olan diğer bir faktör beslenmedir.

Sağlıklı beslenmeyen, yeterince sebze ve meyve tüketmeyen, parlak ambalajlarda satılan şeker, şekerleme, cips, çerez, meşrubat gibi boş kalorileri alan çocukların boyları kısa kalıyor. Sık hastalanan ya da süreğen hastalığı olan çocukların büyümeleri de kötü yönde etkileniyor. O nedenle abur-cubur yiyeceklerden çocukların uzak tutulmasında fayda var.

Sağlıklı çocukların boylarının düzenli şekilde arttığına işaret eden Doktorlar “Büyüme hormonu geceleri ve sabaha karşı salındığı için erken yatmalı ve düzenli uyumalıdır. Yaşıtlarına göre belirgin derecede boyu kısa olan, pantolon-etek boyları uzatılmadan aynı giysiyi bir yıldan uzun süre giyebilen çocukların mutlaka doktor kontrolünden geçirilip incelenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kategoriler
Aile Yapısı Çocuk Gelişimi

Babalar, çocuğunuz için önemlisiniz unutmayın!

Nasıl bir babasınız? Çocuğunuzla ne kadar ilgilisiniz? Çocukların sevgiye ve desteğe ihtiyacı vardır. Bu sevgiyi sağlamak için babalara büyük rol düşer. Siz çocuklarınızla ilgilendiğiniz sürece o kendini güvende hissedecek ve hayata daha iyi hazırlanmış bir fert olacaktır.

Babalar, çocuklarının hayatında nasıl bir öneme sahip olduklarının farkında değil gibidirler. İşten eve yorgun gelen ve kısacık bir sohbetten sonra televizyon karşısında uyuklayan baba tipi, günümüz çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaktan, onları mutlu etmekten çok uzak. Bu nedenle babalar uyumayın; çünkü siz uyurken çocuğunuz elden gidebilir diyoruz.

Bütün çocuklar sevgiye ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Siz, baba olarak bu desteği sağlamada büyük rol oynuyorsunuz. Babaların, çocukların yaşamına ilgi duyması, çocuklarına değerli, önemli, güvende olduğu duygusunu hissettirir. Çocuklarla birlikte zaman geçirmeniz, onlara güven ve mutluluk içinde büyüme şansı verir.

Uzman olmanıza gerek yok

Çocuğunuzla zaman geçirmenin, onların ne yaptığıyla, sevinçleri ve kederleriyle ilgilendiğinizi göstermenin çeşitli yolları var. Biraz hayal gücü, birkaç ipucu ve biraz sabır ve güvenle çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun, onunla iletişim kurun ve onu gerçekten anlamaya çalışın. Bir baba okuldan gelen çocuğuna “bugün okulda neler yaptın?” diye sorar. Ve büyük ihtimalle de “hiiiç, her zamanki gibi “türünden cevaplar alır. Böylelikle çocuğu ile iletişim kuramamış olur. Halbuki sorular daha özele inilerek sorulmalıdır. “Geçen matematik dersinden sözlü olacaktınız ne oldu; Ali ile tartışmıştınız, barıştınız mı bari; bugün hangi dersleriniz vardı… Şu dersinize şu öğretmen mi giriyordu.. peki o öğretmenin nasıl birisi?” Bu ve benzeri çocuğu konuşmaya yöneltecek sorular sorulmalı ve sıkıntı görülen noktada konu derinlemesine açılmaya çalışılmalıdır.

Sınırları koyun

Baba olmak her zaman eğlenceli bir arkadaş olmak demek değildir. Sınırları koymak zor da olsa iyi bir baba bunu başarmalıdır. Çocuğunuz sevginizi suiistimal etmeye başladığı anda tavrınızı ortaya koyun ve yaptığının yanlış bir hareket olduğunu kendisine iletin.

Sınırlar konusunda açık ve katı olun; ancak asla öfkeye kapılmayın.

Yalnızca hatalı davranışı eleştirin, çocuğunuzu değil.

Eşinizle çocuğunuza uygulayacağınız sınırlar konusunda uyum içinde olun, aksi halde çocuk uyumsuzluktan doğan boşluğu kendi lehine kullanmak isteyecektir. Unutmayın ki; hiçbir çocuk hayırsız evlat olarak doğmaz, onu hayırsız yapan sizin çocuğu yetiştirme tarzınızdır. *Psikolojik Danışman

Birlikte yapın

Çocuğunuzun yakın çevresini iyi tanıyın. Çocuğunuzla arkadaşları hakkında konuşun. Çocuğunuzun ilginç bulduğu şeylerden konuşun. Birlikte eğitici oyunlar oynayın, resim yapın. Bunlar çocuğunuzu alışverişe götürmenizden daha olumlu sonuçlar verecektir.

İlgi ve sevgi gösterin

Çocuğunuzu arayın, iletişimde olduğu diğer insanlara sorun. Çocuğunuzun hislerini paylaşın ve hislerini önemseyin. Hissettiklerinizi söyleyin, sarılın, şakalaşın. Onu sevdiğinizi ve onunla ilgilendiğinizi söyleyin.

Kategoriler
Aile Yapısı Anne Ve Çocuk

Problemler Hayatınızı Karartmasın !

Anlaşamazken çocuk sahibi olmak

Eş geçimsizliği olan bir kişiye “Bir çocuğunuz olursa her şey yoluna girer” şeklindeki tavsiyeler sıklıkla yapılmaktadır. Halbuki bu şekilde bir tavsiye basit problemler için geçerli olabilir. Mesela erkek her akşam arkadaşlarıyla dışarıda gezmeye gidip, bu da eşler arasında sorun oluyorsa çocuğun olması erkeğin sorumluluk duygusunu artırıp yuvasına bağlanmasına sebep olabilir. Tabii bu durumda da sonuç kesin değildir. Eğer hanım hamileliğin etkisiyle sinirli olursa yeni problemler ortaya çıkabilir. Daha ciddi uyum problemlerinde ise geçimsizlik daha da büyüyebilir. Geçimsizlik ekonomik nedenler, birbirini tanıyamama, mizaç uyumsuzluğu, daha önceki yaşantılara bağlı stres, her iki tarafın ailelerinin anlaşamaması vb. nedenlere bağlıysa bebeğin olması ne kadar güzel mutluluk verici bir olaysa da bu tür sorunların yeni problemlere dönüşeceği bir stres kaynağı haline gelebilir.

Bunalımdayken iş sahibi olmak

Ruhsal problemi olan kişilerin bir meşguliyet sahibi olması önerilir. Gerçekten ruhsal problemlerin büyük bir kısmı meşguliyet azlığından meydana gelir. Bununla beraber meşguliyetin miktarı kişinin ruh sağlığına uygun olmalıdır. Ağır meşguliyetlerden kaçınılmalıdır.

Selim Bey kızının geçirdiği ruhsal sorunları meşguliyet azlığına bağlayarak dostlarının da tavsiyesi ile profesyonel yardım almak yerine bir mefruşat dükkanı açmayı uygun gördü. Halbuki kızı ilk defa böyle bir iş yapacaktı. Bu durum kızının stres ve kaygısını daha çok artırmış, şikayetleri fazlalaşmıştı. Geçirdiği sinir krizi üzerine psikiyatriste gittiklerinde depresyon teşhisi konmuştu.

Stres yoğunluğu, problemi çözmeyi zorlaştırır

Yapılan araştırmalar insanların belli bir seviyedeki stresle başa çıkabildiğini göstermektedir. Hatta belli bir miktardaki stres gereklidir. Bununla beraber bir kimse çok fazla farklı stres verici olay ve durumla karşılaşmışsa, içinde bulunduğu ortamda stres yoğunluğu fazlaysa, vücuttaki reaksiyonlar dolayısıyla kişinin uyum göstermesi zorlaşıp problemlerle başa çıkma özelliği ve iletişim becerileri bundan etkilenebilir. Karşılaştığımız stresler bazen bizim kontrolümüz dışındadır. Bir yakınımızı kaybetmek, doğal bir afet gibi. İnsana bu kadarıyla başa çıkma gücü bahşedilmiştir. Bazısı ise önceden tahmin edilebilir ve iyi bir programla önlenebilir. Kişiye düşen; bilinçli hareket etmek, ehil kişilere danışmak, kontrol edebileceği durumlarda yeni stres kaynaklarından uzak durmaktır.