Kategoriler
Anne Ve Çocuk Bebek Hastalıkları

Çocuklarda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Çocuğunuzun hasta kişilerle temasını önleyiniz. Çocuğunuzun bulunduğu evde sigara içmeyiniz ve içirmeyiniz (ailede sigara içilmesi durumunda çocukların zatürree, orta kulak enfeksiyonu gibi hastalıklara yakalanma riski iki kat artmaktadır).

Çocukların özellikle kış ve ilkbahar aylarında giyinmelerine özen gösteriniz. Çocuklarınızı fazla terletmeyiniz. Terlediklerinde ise saçlarının kurumasını ve üzerinin hemen değiştirilmesini sağlayınız.

Çocukların beslenmesine çok dikkat ediniz. Unutmayınız ki yeterli ve dengeli beslenen çocuklar hastalığı daha hafif atlatırlar.

Solunum yolu enfeksiyonu çoğunlukla hasta kişinin öksürük ve hapşırık sırasında çıkan tükürük ve ağız sıvıları ile bulaşır. Bu sıvılar ya havadan ya da el yoluyla ağza götürülerek hastalığa yola açar. Bu nedenle sabunla sık sık ellerinizi yıkayınız.

Kendiniz veya çocuğunuz hasta olduğunda öksürük veya hapşırık sırasında ağzı temiz bir mendille kapatınız.

Hasta olan çocuğunuzu kreş veya okula göndermeyiniz. İyileşinceye kadar evde istirahatin sağlanması, hastalığın diğer çocuk ve erişkinlere bulaşmasını önleyecektir.

Kategoriler
Anne Ve Çocuk Bebek Hastalıkları

Çocuğunuzun karnı mı ağrıyor?

Çocuklar sağlıklı bir bünyeye sahip olsalar bile, mikroplar vücuduna girebilir ve idrar kesesinde çoğalabilir. İltihaplanma, çoğu defa sadece idrar kesesinde sınırlı kalır. Ancak bazı durumlarda böbreklere kadar da yayılabilir. Bunu önlemek için çocuğunuzu zamanında uygun antibiyotiklerle tedavi ettirmeniz gerekiyor. Böbreklerin ve idrar yollarının iltihaplanması, çocuklarda, özellikle de kız çocuklarında sık rastlanan bir durum.

Çocuklarda böbrek rahatsızlıkları genellikle bademcik ve cilt iltihaplarından sonra görülüyor. Hastalık, kanlı idrar ve göz kapaklarında, yüzde, bacaklarda şişlik ile kendini belli ediyor. Bu nedenle çocuğu böbrek rahatsızlıklarından korumak için önce toplumda bademcik iltihaplarını azaltmak gerekli. Böylece kısa süreli iltihapların, hiç belirti göstermeden de vücuda sinsice yerleşen müzmin hastalıklara dönüşmesi engellenebilir.

Çocuklarda hastalık şu belirtilerle kendini gösteriyor: Çok su içip, çok idrara çıkma, idrar yanması, idrar kaçırma, ateş, kilo alımının ve büyümenin duraksaması, halsizlik, solukluk, iştahsızlık, tekrarlayan kusmalar, kırmızı veya kahverengi idrar, göz kapaklarında, yüzde, bacaklarda şişme, karın ağrısı.

Kategoriler
Bebek Hastalıkları Çocuk Gelişimi

Kekemeliğin En Büyük Nedeni Nedir ?

Kekemelik, sözcüklerin çıkarırken uzatılması, konuşmanın kesikleşmesi, konuşma arasında duraklamaların oluşması şeklinde görülen bir konuşma bozukluğudur. Kalıtsal etkenler de kekemeliğe yol açabilir.

Ancak ağırlıklı olarak stres altında yaşayan çocukların bu sorunu yaşadığı görülür. Çoğu zaman ebeveyn çocuğun herhangi bir sıkıntısının olmadığını düşünür. Ancak çocuğun kendi dünyasında geliştirdiği çok farklı problemler olabilir. Kekemeliği başlatan en önemli neden çocuğun korkularıdır. Genellikle eleştirilme, kınanma, kabul edilmeme korkusu çocuğun ruh dünyasına negatif tesirlerde bulunur.

Anne–babası veya çevresi tarafından konuşmalarına sürekli sert bir şekilde sınır getirilen, ufak hatalarından dolayı şiddetle veya farklı rencide metotları ile cezalandırılan çocuklarda kekemeliğin yoğunluğu artar. Bazı ebeveynler aşırı mükemmeliyetçidir.
Çocuklarının da kendileri gibi olması için ellerinden geleni yaparlar. Ancak çocuk ‘hata yaparsam cezalandırılırım’ korkusu ile gerilim yaşar. Yaşanan bu gerilim çocuğun nefes düzenine negatif etki edeceği gibi beyin içinde şekillendirilen cümlelerin karışmasına neden olur. Böylece çocuk, cümleleri belli bir akışta çıkaramaz. Unutmayın onların yapıları çok hassas.

Hiç tahmin etmediğiniz bir anda kekemelik veya farklı birtakım psikolojik sıkıntılar ile karşılaşabilirsiniz. Bütün bu sebeplerden dolayı çocuğun kendisini rahat hissedebileceği ortamlarda bulunması önemlidir. Ayrıca sebep ne olursa olsun çocuk hatalarından dolayı aşırı yüksek ses tonuna veya rencide edici cezalara maruz bırakılmamalıdır. Çocuğumuzda var olmasını istediğimiz davranışları, çocuğun psikolojisini dikkate alarak şekillendirmemiz gerekir.

Kategoriler
Bebek Hastalıkları Çocuk Gelişimi

Çocuk Hastalıklarında Yapılan Yanlışlar

Anne baba olarak çocuklarımız söz konusu olduğunda tek talebimiz; onların sağlıklı olması… Bunun için beslenmesinden giyimine, ilacından vitaminine her şeye fazlasıyla özen gösteriyor, hastalıklardan köşe bucak kaçırıyoruz. Özellikle kış aylarında enfeksiyon kapmasınlar diye önlem aldığımızı sanıp, aslında yapılmaması gereken şeyleri yapabiliyoruz. İşte onlardan ilk 10’u…

1- Çocuğum üşürse hasta olur, kalın giydirmeliyim

Çocuklar üşüdükleri için değil, solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar soğuk havada daha çabuk çoğaldığı için hasta oluyor. Ayrıca kışın kapalı ortamlarda kalabalık halde bulunduğumuz için mikroplar daha süratli yayılıyor. Kalın giydirmekle terlemenin artacağını söyleyen Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, asıl bu yolla hastalıklara davetiye çıkardığımızı belirtiyor. Çünkü çocuk kalın kıyafetler içinde terli bir biçimde dış ortama çıktığında daha fazla üşüyor. Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, bu nedenden dolayı “Bebek ve süt çocuklarına sizin giydiğinizden bir kat fazlasını, daha büyük çocuklara ise sizin giydiğiniz kalınlıkta giydirebilirsiniz” diyor. Bu arada çocukların eli ile ayağının daha soğuk olacağına da değinerek, “Eli-ayağı soğuk diye üst üste giydirmeyin. Vücut ısılarını en iyi enseden, gövdeden anlayabilirsiniz” uyarısında bulunuyor.

2- Zayıf çocuk daha fazla hasta olur. Öyleyse iştah açıcı şurup kullanmalıyım

Çocuğunuz büyüme-gelişme eğrisine paralel gelişiyor ve hekiminuz gelişimini normal buluyorsa, fazla yemeye zorlamanızın hiçbir faydası yok. Önemli olanın çocuğun çok kilo alması değil dengeli beslenmesi olduğunun önemini vurgulayan Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, bunu şu şekilde açıyor: “Özellikle sebze, meyve, kırmızı et, yoğurt, yumurta tüketmesini sağlanmalı; ara öğünlerde cips, hazır gıda, çikolata, şeker verilmemeli. Ara öğünlerde tercih edilen yiyecekler kuruyemiş ve kuru meyveler olmalı. Eğer bunları yiyorsa, vitamin şurubuna ihtiyacı olmaz, fazladan verdiğiniz şurup da fayda sağlamaz.”

3- Dengeli besleniyor ancak yine hastalanıyor. O zaman bağışıklık sistemini güçlendirici şurup vermeliyim

Çocuğun bağışıklık sistemini yalnızca bir şurup ile güçlendirmek olası değil. Çocuğun uyku, oyun ve yemek saati belli bir düzen içinde olmasının daha önemli olduğunu vurgulayan Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, “Bu rutin dışına çok çıkılmamalı” diyor.

Kışın çocukları evden çıkarmayıp “Soğuk havada hasta olur” kanaatsinin de yanlış olduğuna değinerek, bilhassa güneşli havalarda dışarı çıkarıp hava alma tavsiyesinde bulunuyor. Çocukların hasta olup enfeksiyonları ayrı ayrı geçirdikçe bağışıklık sistemlerinin yetişkinlaşacağının önemini vurgulayan Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, “Yine de hekiminuz tavsiye ederse bazı destek ürünlerini kullanabilmeniz mümkün” diyor.

4- Banyo yaparsa hasta olur

Soğuk havalarda çoğumuz banyo yapan çocuğun hastalanıp üşüteceğine inanırız. Oysa banyo yapmak çocukları rahatlatıyor, burun tıkanıklarını açıyor ve enfeksiyonları vücuttan uzaklaştırıyor. Siz de fark edeceksiniz, banyo sonrası çocuğunuz mışıl mışıl uyuyacak. Eğer eviniz soğuk değilse, yattığı odada hava akımı yoksa çocuğunuzu yazın her gün, kışın haftada 3-4 kez banyo yaptırabilirsiniz.

5- Kışın dondurma yerse hasta olur

Genelde dondurma ülkemizde yalnızca yaz aylarında tükettiğimiz bir yiyecektir. Çocuklarımıza da kışın dondurma yenmeyeceğini öğütleriz. Oysa sağlıklı koşullarda üretilmiş dondurma, çocuklar için iyi bir süt ürünü ve kalsiyum kaynağı. Yutakta ödem ve şişkinlik gibi rahatsızlıkları hafifletici etkileri de bulunan dondurmayı kışın tüketebilmenin kurallarını yine Dr. Özlem Eroğlu Kayacık açıklıyor: “Çocuklar, yemekten sonra dondurma yiyebilir. Ancak buzlu değil sütlü dondurma tercih edilmeli. Ayrıca çocuğa yalayarak ufak miktarlar durumunda yemesi öğretilmeli ve sonrasında ılık su içmesi sağlanmalı.”

6- İyileşmesi için ateşini düşürmeliyim

Ateş, aslında öksürük gibi bedenin bir savunma mekanizması… Mikroplarla bedenin savaşabildiğinin bir göstergesi olan ateşi düşürmek enfeksiyonu tedavi etmiyor, yalnızca çocuğu rahatlatıyor. Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, ateşi çıkan çocuk için uygulanabilecek doğru yaklaşımı şu şekilde açıklıyor: “Ateşi yükselen çocuk titriyor ve eli-ayağı soğuk diye üzerini örtmeyin, tam tersine soyun. Çocuğu sirke, alkol, soğuk su ile yıkamak ateşi ilk önce hızla düşürse de, sonra daha çok yükselmesine neden olur. Normal banyo sıcaklığındaki ılık suda oturabilir veya ılık bezlerle bedenine kompres yapılabilir.”

Ailelerin ateşten çok tedirgin olmalarının bir sebebi de; beş-altı yaşa kadar ateşli havale geçirme olasılıki. “Ateş arttıkça kesinlikle havale geçirecek diye bir şey yok” diyen Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, bilhassa genetik yatkınlığı olanlarda havale geçirme eğilimi varsa, daha ilk yükselme anında havale geçirebileceğini belirtiyor. Havale anında soğuk suya sokmak, soğan koklatmak, baş aşağı sarkıtmak gibi davranışları netlikle onaylamayan Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, “Sakin bir biçimde yumUşak bir yere yatırıp kafası yan çevrilerek ortam havalandırılmalı” biçiminde uyarıyor. En kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna gdolayılmesi gerektiğini vurguluyor.

7- Ateşi var, burun akıntısı yeşil, o halde antibiyotik kullanmalıyım

Çocukların kış enfeksiyonlara yakalanması, aileleri bazen çoksıyla endişelendirip lüzumsuz antibiyotik kullanımına neden olabiliyor. Oysa her gribal enfeksiyonda antibiyotiğe sarılmak, lüzumsuz ve sakıncalı. Çocukların geçirdiği bulaşmaların çoğunun virüslere bağlı olduğunu belirten Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, her yüksek ateş ve yeşil burun akıntısı görülen çocukta antibiyotik tedavisine başlamak gerekmediğini vurguluyor. Antibiyotiklerin yalnız hekimin tavsiyesiyle kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.

8- Çocuk hasta oldu, vitamin vermem gerekiyor

Bağışıklık sistemi için önemli olan vitaminler, bizim olduğu gibi çocuklarımızın da hastalıklara karşı savunma sistemini destek veriyor. Ancak ilaç biçiminde almak yerine meyvelerde bol miktarda olan vitaminleri doğal yoldan ve derli toplu almak daha önemli. Hasta olduktan sonra vitamin yüklemesi yapmanın bir yararı yok.

9- Grip oldum, bebeğimi emzirirsem o da mikrop kapar

Bu dönemde bilinenin tam aksine emzirmenin önemine değinen Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, “Anne emzirdikçe yaptığı antikorlar bebeğe geçer ve bebek için güçlü bir koruma sağlar” diyor. Gribin aynı ortamda solunum yolu ile bulaşabileceğini de ekleyen Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, hasta olan şahsa çok yaklaşmak, yüz yüze solumak, öpmek gibi davranışların grip riskini artırdığını söylüyor.

10- Çocuğumun öksürüğünü durdurmam gerekiyor

Öksürük vücudumuzun savunma mekanizmalarından biri. Çocuğu rahatsız eden kuru öksürüklerde hekim denetiminde şurup kullanmak mümkün yalnız balgamlı öksürüğü durdurmamak gerekiyor. Çocuklarda balgamın ağız yoluyla atılmasının şart olmadığı belirten Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, bunun için çocukların zorlanmaması gerektiğini de önemle belirtiyor: “Çocuk öksürdüğünde balgam akciğerinden çıkar, ağızdan çıkaramazsa yutar ve dışkı ile atar. Bu yüzden öksürdüğünde balgamını ağzından çıkarması için zorlamayın ve bol sıvı almasını sağlayın ki daha rahat atabilsin.”

Kategoriler
Bebek Hastalıkları Kadın Hastalıkları

Kas Hastalıgı Nedir Belirtileri Nelerdir?

Bölüm Hakkında

Yürüme, merdiven çıkma ve oturduktan sonra kalkma güçlüğü gibi problemlera neden olan kas hastalıkları günlük yaşamı en fazla kısıtlayan rahatsızlıkların başında geliyor. Her yaştan insanı etkileyebilen bu hastalık grubu ile mücadelede doğru teşhis ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor.

Kkatiyenrımız, beyinden başlayan ve etraf sinirlerimizle kendisine ulaşan “hareket et!” emrini alarak gerçekleştiren son icracı yapılarımızdır. Vücudumuzdaki birçok hareket, örnek olarak göz açıp kapama, gülme, konuşma, yer değiştirme, oturup kalkma, barsak hareketleri, kalp kasılması ve sayılamayacak kadar çok hareket, kkatiyenrımız olmazsa yapılamaz. Bu nedenle kkatiyenr vücudumuzun her yanısıra mevcuttur ve insan bedeninin en büyük kitlesini oluşturur.

Kkatiyenrımızı oluşturan birimler, yalnız mikroskopta görülebilen, kas hücreleridir. Beyinden çıkan “hareket et!” emri, vücudumuzu ağ gibi saran periferik sinirler tarafından, her bir periferik sinir bir kas hücresine ulaşacak biçimde taşınır. Kas hücresi bu emri aldıktan sonar iç mekanizmalarını çalıştırarak kasılır ve birden fazla kas hücresinin kasılması ile gözle görülür bir hareket oluşur. Bu kasılma süreci oldukça önemli ve çok bileşenlidir. Kasılma sırasında bu hücreler kendi enerjilerini kendileri oluşturur ve bunu kullanırlar, kasılacak elemanlarını çok ince bir ayarlamaya tabi tutarlar ve bu kasılıp gevşeme sırasında patlamasın diye hücre zarlarını koruma altında tutarlar. Bu fonksiyonlerin herhangi birisindeki bozulma kasılma sürecini engeller ve kas hastalığı ortaya çıkar.

Her yaşta görülebilir

Kas hastalıkları (Miyopatiler), vücudumuzu hareket ettiren bu kkatiyenrın kendilerine ait hastalıklardır. Yani kas dokusunun birimleri olan kas hücrelerinin yapısı ya da işleyişini bozan hastalıklardır. Bebeklikten çocukluk, buluğ, yetişkinlik ve yaşlılık evrelerinin her birinde görülebilir.

Kas hastalıklarının ortak belirtisi kas güçsüzlüğüdür

Kas güçsüzlüğü en çok çok kalça çevresindeki kkatiyenrda olmasından, hemen daima ilk belirti yürüme, merdiven çıkma, oturduğu yerden kalkma güçlüğü olarak kendini gösterir. Hastalık bebeklik döneminde başladığında bebek kucakta zıplatılırken iyi bastırılamaz, şayet güçsüzlük çok yaygın ise bebeğin bütünüyle gevşek bir yapıda olduğu gözlenir. Küçük yaşlarda kas hastalığı ortaya çıkan çocuklar yürürken ya da merdiven çıkarken hep kucağa alınmak ister. Çocuğun sıklıkla yoruldum demesi “şımarıklık”, koşarken akranlarından geri kalması ve daha az dinamik oyunları seçmesi ise ebeveynler tarafından genelde “ağır canlılık” olarak değerlendirilir. Kas hastalıklarının toplumda iyi tanınmaması sebebiyle bu çocuklara sık sık düz tabanlık gibi tanılar konmakta ve verilen ortopedik ayakkabıların ağırlığı yürümeyi daha çok zorlaştırmaktadır. Ergenlikte ise koşarken akranlarından geri kalma, yürümede değişme, merdiven çıkmada zorlanma dikkat çekebilir. Erişkin ve yaşlı kişiler de çoğunlukla bu yakınmaları kendileri fark edip hekime müracaatrlar.

Bazen bir saç tokası takmak bile kişiyi zorlayabilir

Kas hastalıklarının tek belirtisi yürüme sorunluluğu değildir. Omuz çevresindeki kkatiyenr tutulduğunda kolları kaldırmak, bir rafa uzanmak, saç taramak, başını yıkamak gibi eylemler zorlaşabilir. El ya da ayaklar etkilendiği zaman ise ayakkabıların çabuk eskimesi, takılarak düşmek, ince işleri yapmak gibi durumlar güçleşebilir. Bazı durumlarda da göz kapakları giderek aşağı düşer, göz hareketleri kısıtlanabilir. Hastaların bir kısmında da yutma ya da solunum kkatiyenrı veya kalp kası tutulabilir ve bunlara ait belirtiler kendini gösterir.

Bugün için kaydedilmiş ve tanınabilen ancak net sebebi açıklanmayı bekleyen 500 civarı kas hastalığı mevcuttur. Bu hastalıkların çok sınırlı bir bölümü edinsel, yani yaşam süreci içinde ve bir nedene bağlı olarak gelişen kas hastalıklarıdır. Bu miyopatiler çoğunlukla yetişkin ve yaşlı bireyleri etkiler ve bazı durumlarda zor olsa da, genelde tedavileri mümkün olabilir. Buna karşılık kas hastalıklarının büyük bir bölümü kalıtımsal, yani irsidir. Bu durumda kişinin yapısındaki genetik bir sorunluluk, kas hücresinin yapısını ya da fonksiyonuni bozar. İrsi kas hastalıkları büyük çoğunlukla bebek, çocuk ya da ergen bireyleri etkiler ve büyük bir bölümünün bugün için bilinen bir tedavisi yoktur. Buna karşılık bazı büyüks hastalıkların tedavisi mümkün olabilir, bazıları için ise, dünyanın önemli merkezlerinde, önümüzdeki yıllarda tedavi patlamasına neden olabilecek, çalışmalar yapılmaktadır.

Kas biyopsisi hastalığın tanısında büyük rol oynuyor

Kas hastalıkları toplumda nadir görülen hastalıklardır. Gerek bu nedenden dolayı, gerekse belirtilerinin genelde bir birine benzemesi sebebiyle, tanınmaları zahmetlidir. Hekimin hastalığı tanımasının sonrasında, ilk önce bazı kan testleri ve diğer incelemelerin yapılması gerekir. Bu incelemelerin en önemlisi kas biyopsisidir. Kas biyopsisi, özel donanımlı bir laboratuvar ve yorumlama açısından özel bir uzmanlık gerektirir. Kas biyopsisi ile tanı doğrulanabilir ve gerekiyorsa ilgili hastalığın genetik incelemesi yapılarak hastalığa neden olan gen sorunluluğu belirlenir. Bazen de incelemeye genetik testlerle başlanabilir, tanı konulamadığı takdirde kas biyopsisi yapılabilir.

Gelecek kuşaklar için önlem almak gerekiyor

Belirtilerin iyi tanınması ve doğru inceleme teknikleri ile ilk önce tedavi edilebilen ve edilemeyen kas hastalıkları birbirinden ayrılır. Bugün için tedavisi bilinmeyen bir hastalıkla karşı karşıya olunsa bile; gerek önümüzdeki yıllarda tedavide büyük başarılar elde edilebileceğinin öngörülmesi ve kişinin yaşam kalitesini yükseltici önlemlerin alınması, gerekse irsi bir hastalığın ailedeki geçişine karşı gelecek kUşakların etkilenmemesi için alınacak önlemler konusu ile ilgili bilgilenmek büyük önem taşımaktadır.

Kategoriler
Bebek Hastalıkları

Yeni Doğan 1 Aylık Önemli Gelişmeleri Nelerdir

Hamilelik bir kadının hayatında yaşayabileceği en önemli, en heyecanlı ve en zorlu süreçlerden biridir. İçinizde bir canlının büyüdüğünü hissetmek, onun sizden beslendiğini bilmek ve vakti geldiği zaman bebeğinizi kucağınıza almak sizi bamdiğer bir birey haline getirir. Bu zorlu hamilelik süreci bittikten sonra da hayatınız tamamıyla değişir ve görülmemiş zorluklar ile karşı karşıya kalmaya başlarsınız. Peki, doğumdan sonra 1 gün içerisinde bile değişen, her geçen saatte büyüyen ve yeni bir şeyler öğrenen bebeğinizi kucağınıza aldığınız andan itibaren sizi ve minik meleğinizi neler bekliyor? 1 aylık bebeğiniz ile ilgili gelişmeleri inceleyelim.

1 aylık bebek bakımı
1 aylık bebek gelişimi, son derece hızlı olur. Bebeğiniz ilk doğduğu ana göre biraz daha kilo alır ve gülmeye başlar. size yavaş yavaş reaksiyon vermesi, mutluluğunuzu arttırır ve bebeğinizle olan bağınızı kuvvetlendirir.
1 Aylık Bebeğinizin Beslenmesi

Doğumdan sonra bebeğinizi emzirebiliyorsanız ve bebeğiniz emme konusu ile ilgili sorun yaşamıyorsa ona iki saatte bir, yalnızca anne sütü verebilirsiniz.

Doğumdan sonra bilhassa ilk 6 ay kuşkusuz ki bebeğinizi anne sütü ile beslemeye devam etmeniz gereklidir. Her hekimin önerdiği en önemli besin bebeğiniz için gerekli olan anne sütüdür. Sadece bebeğinizin karnını doyurmak için olduğunu düşündüğünüz emzirme olayı, aslında sizin bebeğiniz ile aranızda ki bağı güçlendirecek olan, en önemli paylaşımdır. Bu nedenle bebeğinizi emzirirken onunla baş başa olmaya dikkat edin ve size dokunarak tanımasına izin verin. Unutmayın onu yalnızca beslemek için değil bunun yanı sıra birbirinizi tanımak içinde emziriyorsunuz.

Aynı zamanda bebeğiniz beslenirken oldukça rahat olması gereklidir. Bu nedenle onu çok fazla sarmamaya özen gösterin. Bu sayede bebeğiniz yalnızca karnını doyurmaya odaklanacak ve daha mutlu olarak beslenebilecektir. Bebeğiniz beslenirken, ona nefes alabilme ve dinlenme fırsatları sunun. Onun da sizin gibi bir insan olduğunu ve devamlı olarak beslenirse rahatsız olabileceğini unutmayın.

1 Aylık Bebeğinizin Aşıları

Yeni doğmuş bebeğiniz için ilk 1 ayda yapılması gerek bir aşı yoktur.

1 Aylık Bebeğinizin Kilosu

Bebeğiniz 1 aylık iken en az 3 kilo en çok 5 kilo 750 gram olması gereklidir.

1 Aylık Bebeğiniz Neler Yapar?

Henüz 1 aylık olan bir bebek, bu süreç içerisinde, netlikle televizyondan uzak tutulmalıdır. Ağladığı zaman susturmak için eline telefon verilmemeli veya televizyon açılmamalıdır. Ağladığı zaman ufak ses çıkartan renkli oyuncaklar ile oynamaktan mutluluk duyacaktır. Anne ve babasını yavaş yavaş tanımaya başlar ve siyah beyaz renk ayrımını rahatça yapabilir.
1 aylık bebeğinizin uykusu, gelişimi için çok önemlidir. Karnı aç olan ve doymayan bebekler, normalden daha az uyur ve daha huzursuz olur. Ancak karnı doymuş bir bebek, mışıl mışıl uykuya dalacaktır.
1 Aylık Bebeğinizin Boyu

Bebeğiniz 1 aylıkken normal boyu en az 51 cm, en fazla 60 cm olması gereklidir. Eğer bu ölçülerde bir bebeğiniz varsa, gayet sağlıklı bir miniğiniz var demektir.

1 Aylık Bebek Neler Yer?

Bebeğiniz ve sizin için yedikleriniz çok önemli bir yer tutar. Hem bebeğinizin gaz sancısı çekmemesi açısından, hem de sizin daha huzlinku bir uyku çekebilmeniz için bu süreçte kimyon, kekik veya rezene çayı tüketmeniz son derece etkili olacaktır. Tüketmeniz gerekli olanlar haricinde, acı, baharatlı veya çok yağlı besinleri netlikle yememeli ve mümkün olduğunca uzak durmalısınız. Unutmayın siz ne ile beslenirseniz bebeğiniz de onlarla beslenir. Bebekler genelde geceleri 4 ile 6 saat arasında uylinkar. Bu saatler arasında ekstra bir besin ile beslemenize gerek yoktur. Fakat bebeğiniz uyuyor olsa dahi her iki saatte bir uyandırıp emzirmeniz gereklidir. Bebeğiniz beslenmek istemese bile bu hususta oldukça ısrarcı davranmanız gerekebilir. Ama sütünüz yetmiyorsa veya bebeğiniz emmiyorsa ünlü markaların 0 – 3 aylık mamalarından alabilir ve bebeğinize içerebilirsiniz. Bu mamaların seçiminde son derece özenli ve dikkatli davranmanız önemlidir. Çünkü bebeğiniz için gerekenden çok miktarlarda mama veya süt hazırlarsanız bebeğiniz kusabilir ve yediklerinin de hiçbir yararı veya etkisi olmamış olur.

1 aylık bebek
Bebeğinize ne kadar özenli bakarsanız, size o kadar çok ilgi gösterecektir. Bu özeninizin karşılığını uslu bir bebek olarak verecektir.
1 Aylık Bebeğinizin Bakımı

Bebeğiniz, bu ay içerisinde göbek kordonu düştükten sonra, 2 günde bir yıkanabilir. Hatta bebeğiniz şayet bir yaz bebeğiyse ve banyo yapmaktan güzellanıyorsa, onu her gün yıkayabilirsiniz. Tabii ki soğuk bir havada bebeğinizi devamlı yıkamak bebeğinize zarar verecektir ve onun hasta olmasına yol açacaktır. Devamlı banyo yaptıramasanız bile bebeğiniz için önemli yerleri ( kafa, popo, yüz, boyun ) sürekli olarak temizlemeye özen gösterin. Eğer bebeğinizi akşam vakitlerinde yıkarsanız bu onun daha rahat ahenkasına yardımcı olacaktır. Kesinlikle bebeğinizi tok karna yıkamayın. Bu onun kusmasına yol açacaktır.

Eğer yaz mevsimindeyseniz bebeğinizi açık havaya çıkartın veya kış mevsimiyse ona kısa kollu bir badi giydirerek kapalı camın önüne yatırın ve kollarının ve bacaklarının güneş almasını sağlayın. Bu sayede hem kemiklerini geliştirecek hem de onun vücudu için gerekli olan D vitaminini sağlamış olacaksınız. Bebeğinizin altını her değiştirdiğinizde asitliği az olan, el yapımı zeytinyağı ile temizleyerek, yumuşatın. Bebeğinizi besledikten veya emzirdikten sonra 10 veya 15 dakika omzunuzda bekleterek, sırtını sıvazlayın ve gaz çıkarmasına yardımcı olun. Bebeğinizi netlikle kucağa alıştırmamaya özen gösterin.

Bütün bunların dışında derin bir nefes alın ve rahatlayın. Dünyanın en hoş duygusu olan annelik hissini yaşıyorsunuz ve bebeğiniz bir daha 1 aylık olmayacak. Bütün bu anların ve hareketlerin keyfini çıkartmaya bakın. Çünkü minik bebeğinizin bilhassa sakin ve bilinçli bir anneye ihtiyacı var.

1 aylık bebek
Bebeğinizin sağlıklı ve huzlinku olması için, beslenmesi ve bakımına özen göstermelisiniz. Ayrıca anne sütü de oldukça önemlidir. Yediklerinize kesinlikle özen gösterin.