Kategoriler
Sağlıklı Yaşam

Boğaz hastalıkları Bademcikler ne işe yarar

Farinks (boğaz), burun ve ağız boşluğunun arka tarafıdır ve yaklaşık 12 cm uzunluktadır. Yukarıdan aşağı doğru oluk şeklinde uzanır. Arka boğaz duvarı yassı ve dik biçimdedir. Boğaz; ön yukarı kısımda burun boşluklarının arka kısmına, ön ortada ağız boşluğuna, en aşağı kısımda da gırtlak boşluğuna açılır. Burun arkasındaki kısmına nazofarinks (geniz) adı verilir. Ağız boşluğunun arkasındaki kısma (ağzı açınca tam karşıda görülen kısma) ise orofarinks adı verilir. Farinks hava yolunun bir parçasıdır, yutma ve konuşma sırasında önemli fonksiyonları vardır. Boğazın ağız boşluğu ile birleştiği yerde bademcikler bulunur.

Hemen herkes bademciklerin ne olduğunu bilir. Ancak, bademciklerin vücuttaki görevleri konusunda herkesin kesin bilgisi yoktur. Bademcikler ağız içinde boğazımızın her iki yanında bulunan dokulardır ve her insanda iki tanedir. Bunlar vücudun savunma sisteminin bir parçasıdırlar. Özellikle çocukluk çağında burun ve ağız yolu ile vücuda giren bakteriler, virüsler gibi hastalandırıcı maddeleri yakalayıp, onlarla savaşmak görevini antikor denilen bağışıklık maddeleri salgılamak sureti ile yerine getirirler. Bu organlar çocukta, erişkine göre çok daha büyük ve aktiftir. Küçük çocuklarda vücudun genel direnç sistemi yabancı etkenlere karşı tam hazırlıklı olmadığı için bademciklere düşen yük çok fazladır.

Tonsillit – Bademcik iltihabı nedir?

Ağzın içinde, sağ ve solda bulunan bademcikler mikrop ve bakterilerle karşı karşıya kalınca iltihaplanırlar. Türkçede bu organın isminin sonuna eklenen ‘cik’ takısı, bu organın hastalıkları ve ameliyatlarının toplumda küçümsenmesine, basite indirgenmesine yol açmaktadır. Halbuki, bademciklere bağlı olarak gelişen rahatsızlıklar, tüm vücuda yayılabilir; kalp, böbrekler gibi bazı organlarımız için hayati hasarlar oluşturabilir. İltihabın görünümü her zaman aynı olmaz, bazen hafif kızarıklık görülürken bazen bademciklerin üzeri beyaz ve sarı tabaka ile kaplanır. Nokta tarzında iltihaplar görülebilir.

Çok rastlanan bu hastalık, kendi yaptığı hasardan çok, vücudun başka yerlerinde, çeşitli organlarda meydana getirdiği dolaylı bozukluklar (komplikasyonlar) nedeniyle oldukça önemlidir. Anjin (bademcik iltihabı), en çok 5-15 yaş grubunun hastalığı olup, orta yaş ve sonrasında sık rastlanmaz. Sebebi büyük olasılıkla A Grubu Beta hemolitik streptokoklar denilen bakteri türü mikroplardır. Ayrıca virüsler de bu hastalığa yol açabilir.

Bademcik iltihabının belirtileri nelerdir?

Yüksek ateş aniden başlar, ateş 39-40 dereceyi bulur. Nabız 120’yi aşar,

* Kusma, baş ağrısı, halsizlik gibi genel belirtiler, * Yutma sırasında duyulan ve kulak ağrısı ile karışan şiddetli ağrı vardır. Bu ağrı küçük çocuklarda yemek yemeyi reddetme olarak kendini belli eder, *Ağızda kötü koku, *Boyunda bezelerde (lenf bezlerinde) ağrılı şişlikler, *Boğazda kızarıklık, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü, *Bademciklerin üzerinde kirli beyaz renkte noktacıklar olarak sayılabilir. Bu durumda hastalık etkeni büyük ölçüde beta-hemolitik streptokoklardır.

Bademcikler ne zaman ameliyat edilmeli?

Pek çok ülkede çocuklarda uygulanan en sık cerrahi girişim bademcik ameliyatıdır. Oysa bu yapıların çok önemli koruyucu işlevleri vardır. Her bademciği ameliyatla almak gereksizdir. Ancak ameliyat kararı çok iyi bir değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. Tonsillektomi (bademcik ameliyatı), 5 yaşından küçük çocuklarda ameliyatı gerektiren kesin durumlar olmadıkça uygulanmamalıdır.

Bademcikler geçirdikleri sık iltihaplar sonrası artık savunma sisteminin bir parçası olmaktan çıkıp vücudu zayıf hale getiren birer yapı olurlar.

Bademciklerin alınmasını

gerektiren kesin durumlar:

Mikrop üreten konumda oluşları dışında solunumu ve yutmayı engelleyecek denli büyük bademcikler alınmalıdır, kendi iltihapları sonucu yakın organlarında hastalanmalarına yol açan konuma gelmiş iseler alınmaları gerekir (Orta kulak iltihabı….), son üç yılda her yıl en az 3 veya son iki yılda en az 5 veya son bir yılda en az 7 bademcik iltihabı (tonsillit) geçirmiş olmak.

Bademcikler alınınca vücudun

savunma sistemi zayıflamış olmuyor mu? Hayır. Çünkü vücutta savunma sistemine destek olan pek çok organ ve oluşum vardır. Bademcikler bunlardan sadece birisidir.

Alınan bademcikler

yeniden büyür mü?

Hayır. Bu yanlış bir değerlendirmedir. Yeterli şekilde alınmamış bademciklerde kalıntıların büyümesi bazen bademciğin büyümesi olarak düşünülür. Yeterli alınan bademcik tekrar büyümez.

Bademcik alınınca

daha sık hasta olunur mu ?

Hayır. Bademcikler alınınca savunma sistemi başka kaynaklardan sağlanır. Ancak şurası da bir gerçektir ki bademcikleri alınan hastalar artık bademciklerim yok diyerek soğuk yiyecek-içeceklere daha fazla başvurmaları sonucu sıklıkla boğaz iltihabı (farenjit) geçirirler.

Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız !

Eğer tedavi altındayken şu belirtilerden birini görürseniz doktorunuza başvurunuz:

Ateşin düştükten birkaç gün sonra tekrar yükselmeye başlaması,

Deri döküntüsü,

Kulak ağrısı,

Koyu veya kanlı burun akıntısı,

Öksürük ve balgam çıkartma,

Göğüs ağrısı,

Solunum güçlüğü ve aşırı halsizlik,

Havale geçirme,

Eklemlerde şişlik ve ağrılı kızarıklık,

Bulantı ve kusma.

Farenjit – Boğaz iltihabı nedir?

Boğaz iltihapları genellikle “farenjit” olarak adlandırılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının en sık rastlananıdır. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda bir arada bulunan insanlarda boğaz iltihaplanmalarına (farenjit) sık rastlanır. Bir yaşından küçüklerde nadirdir. En sık 4-7 yaşları arasında rastlanır. Tonsillerin varlığı ya da yokluğu farinks enfeksiyonlarının sıklığını ve gidişini etkilemez. Farenjit kendi başına bir hastalık olabildiği gibi; kızıl, nezle, kızamık gibi hastalıkların belirtileri arasında da bulunabilir.

“Ya çocuğum farenjit olursa?” Farenjit bulaşmaz mı? Bulaşırsa ne olur? Aynı sınıfta okuyan arkadaşı farenjit oldu ama çocuğumda bir şey olmadı… Bunu söylemekte acele etmeyin. Farenjit bulaşıcıdır ama mikrop alındıktan 10 gün kadar sonra hastalık tablosu yaratabilir. Buna uygun önlemleri almanızda yarar vardır. Ancak mikrop almamışda olabilir.

Farenjit hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanında burun arkasına akıntı, boğazda kızarıklık ve iltihaplı salgılar görülür. Kulak zarı da kızarmış olarak görülebilir. Kendiliğinden 4-5 gün içinde geçen farenjit, genellikle viral bir hastalık olduğundan antibiyotik kullanılması şart değildir, ama ateş 2 günden fazla sürerse o zaman doktora başvurulmalıdır.

Herhangi bir yaşta görülen hafif seyirli boğaz enfeksiyonunun en önemli nedeni virüsler olup, en sık rastlanan etkenler rinovirüs ve koronavirüslerdir. Virüslerin neden olduğu boğaz enfeksiyonunda (farenjit) yutak normal görünümde olabileceği gibi gözlenen kızarıklığın derecesi ile belirtilerin şiddeti arasında ilişki bulunmayabilir. Burun akıntısı ve gözlerde kızarıklığın birlikte görülmesi veya öksürük bulunması viral sebepleri telkin eder. Boğaz ağrısı ve ateşi olan çocukların yaklaşık % 10’unda A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı vardır. Farenjitin seyrinde görülen yüksek ateş çocuklarda erişkinlere göre daha belirgindir.

Farenjit, bulunma süresine göre genelde ikiye ayrılır. Eğer farenjit yeni oluşmuş ve şiddetli şikayetler yapıyorsa buna akut farenjit denir. Ancak uzun süreden beri var ve hastada çok şiddetli olmayan şikayetler yapıyorsa buna da kronik (müzmin) farenjit adı verilir. Kronik farenjitte ise yine virüslerde rol oynamasına rağmen genellikle tahriş edici bir faktör vardır. Bunlar arasında en önemlileri olarak sigara içilmesi, alkol kullanılması, alerji, geniz akıntısı, kuru ve kirli hava, burun tıkanıklığı yapan faktörler (burun solunum havasının nemini ve ısısını ayarlar. Eğer burun tıkanıklığı varsa uygun olmayan nem ve ısıdaki hava farinkse temas eder ve farenjiti kolaylaştırır.), aşırı sıcak veya soğuk besinler, boğaz temizleme refleksinin aşırı olması, diş ve bademcik iltihapları sayılabilir.

Farenjitin (boğaz iltihabı) belirtileri ve bulguları nelerdir?

Streptokok farenjiti olan çocuğun ateşi genellikle 38°C’den yüksektir; titremeler, vücutta ağrılar, iştahsızlık olur ve belirtiler tedrici başlar,

Viral farenjitte nezle, ses kısıklığı ve öksürük görülebilir,

Boğazın (farinks) iltihaplanması nedeniyle çocuğun yutkunması ve beslenmesi güçleşir,

Birlikte karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi karın belirtileri de bulunabilir.

Bakıldığında boğazda kızarıklık görülür,

Alt çene kemiğinin köşesinde ve boyunda lenf bezleri şişmiş olabilir.

Nasıl bulaşır?

Her iki hastalık da damlacık enfeksiyonu şeklinde havadan bulaşır. Streptokoklar ve virüsler, solunum yollarından havayla çıkan damlacıkların insandan insana geçmesiyle bulaşırlar. Virüsü taşıyan kişi hapşırdığında veya öksürdüğünde milyonlarca mikrop havaya karışır ve kişinin göz, burun ve ağzından girerek enfeksiyona neden olur.

Vücutta meydana gelebilen dolaylı bozukluklar (komplikasyonlar) nelerdir?

Streptokok enfeksiyonlarının en önemli tarafı, vücudun başka yerlerinde yapabildiği bozukluklar, yani komplikasyonlardır. Bunlar arasında en başta gelenleri şunlardır:

Yakın komplikasyonlar:

Sinüzit, boyun ve çene altı lenf bezlerinde iltihaplanma, boğazda bademcikler çevresinde apseleşme zatürree orta kulak iltihabı…

Uzak organlarda olan bozukluklar:

Bazen streptokok iltihaplarında, mikropların salgıladığı toksinler deride yaygın kızarık bir döküntüye neden olur. Bu durumda hastalığın adı “kızıl”dır ve genellikle boğaz iltihabının 2. gününden 6. gününe kadar sürer.

Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilmiş streptokok iltihapları, nadiren ateşli romatizma adı verilen ve kalp romatizması ile eklem iltihaplarına neden olabilen bir hastalığa da yol açabilirler.

A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının bir diğer nadir komplikasyonu da, hastalığın başlangıcından 2-3 hafta sonra ortaya çıkabilen böbrek iltihabıdır.

Tedavi

Streptokoklara bağlı boğaz iltihaplarını (farenjit) ve bademcik iltihaplarını (tonsillit) önlemenin kesin bir yöntemi yoktur. En güvenli yol, evde boğaz iltihabı olan bir kişi varsa, bu kişiyle çok yakın temasta bulunmamak ve genel temizlik kurallarına dikkat etmektir. Bazı kişiler, özellikle de çocuklar, kendilerinde hiçbir hastalık belirtisi olmadan streptokok mikrobunun taşıyıcısı olabilirler. Okul çağındaki çocukların yaklaşık % 5-15’inde taşıyıcılık görülebilir.

Viral farenjitin muayene bulguları ile streptokokal farenjitten ayrılması mümkün olmadığından, bakteriyel kültür sonuçlarının çıkması için 24 saat gerektiğinden çok şiddetli hasta olanlara boğaz kültürünün alınmasını takiben antibiyotik başlanabilir.

Ateş genellikle 5 gün içinde düşer, bunu takiben boğaz şikayetleri de azalır. Antibiyotik tedavisi genellikle 10 günde tamamlanır. Eğer belirtiler düzelmişse ve ateş yoksa, antibiyotik tedavisinin başlanmasını takip eden 48. saatten sonra bulaştırıcılığı geçmiştir, çocuğunuz okula gidebilir. Şikayetler kısa sürede kaybolsa bile, ilaçları doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanmaya özen gösterin. Bu, ateşli romatizma ve bademcikler etrafında abse gelişmesi gibi komplikasyonların önlenmesi için mutlaka gereklidir. Evde destekleyici tedavi ve yapılması gerekenler

– Eğer boğaz ağrısı nedeniyle yemek yemekte güçlük çekiliyorsa yumuşak veya sıvı gıdaları tercih edin,

– Ateş ve boğaz ağrısı için ağrı kesiciler alınabilir, tuzlu su ile gargara yapılabilir,

– Ağızda eritilen pastiller, boğazı yumuşatarak fayda sağlayabilirler. Antibiyotik ihtiva eden pastiller alınmamalıdır. Bunlar ağızdaki faydalı mikropları da öldürerek, mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilirler. Oda havasının nemlendirilmesi, boğaz şikayetlerini azaltacaktır. Hastalar boğazını temizleyerek rahatlayacakları hissine kapılırlar ve sürekli temizleme hareketi yaparlar. Ancak bu çoğu zaman boğazı daha fazla tahriş etmeye neden olur. Hasta bol sıvı almalıdır (su, meyve suları, vs.). Hastanın istirahat etmesini sağlayın. Eğer boyunda ağrılı lenf bezi şişlikleri varsa, boyuna nemli ve ılık bir havlu koymak rahatlatıcı olabilir.

Kategoriler
Sağlıklı Yaşam Spor

Bel ağrılarından basit egzersizlerle kurtulun

Bel ağrılarından basit egzersizlerle kurtulun

Dünya genelinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olan bel ve sırt ağrıları, uzun süre oturarak ya da ayakta çalışan insanlarda işgücü ve verimlilik kaybına sebep olarak ekonomiye önemli zararlar veriyor.

Ayrıca bel ağrıları, stresten depresyona kadar çeşitli psikolojik rahatsızlıklara da sebep oluyor. Dünyada her 100 kişiden yaklaşık 75’ini etkileyen bel ağrılarının önemi bir bölümünden basit egzersizlerle ve tedbirlerle kurtulmak mümkün. SSK Ankara Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi ve Fizik Tedavi Uzmanı Doktor Sevim Ergün, bel ağrısının önemsenmesi gereken bir rahatsızlık olduğunu söyledi.

Çeşitli sebeplerle oluşan bel ağrılarının kişinin bütün aktivitelerini ve iş de dahil olmak üzere bütün hayatını etkilediğini ifade eden Ergün, özellikle masa başında oturarak çalışanların risk altında olduğunu kaydetti. Ergün, oturarak çalışanların gün içinde birçok kez yoruldukça kalkıp yürümelerini ve bel egzersizleri yapmalarını önerdi.

Sürekli oturmayla dizlerde de ağrılar oluşabileceğini anlatan Ergün şu tavsiyelerde bulundu: “Bir dakika dik oturun. Her iki bacağınızı birden, ayaklarınızın arasına kalın bir kitap koyarak yukarıya doğru kaldırın, 5 saniye sonra yere indirin. Ayrıca oturur pozisyondayken ayaklarınızı çapraz yaparak baldırlarınızı güçlü biçimde birbirine doğru itin.”

Araştırmalara göre bel ağrısı, 35-50 yaş arasında ve kadınlara göre erkeklerde 2 kat fazla görülüyor. Erkeklerde 180, kadınlarda ise 170 santimetre üstünde boyu olanlar da bel ağrısı için risk grubunu oluşturuyor. Ayrıca sigara içenlerde bel ağrısı şikayetleri daha sık göze çarpıyor. Bel ve sırt ağrıları, genellikle bel kaslarının veya omurgadaki bağların zorlanmasından oluşan kas-iskelet sistemine bağlı veya omurilikten çıkan sinir köklerinin sıkışması sonucu meydana geliyor. Bel ağrısı pek çok ülkede iş günü kaybında ikinci sırayı alıp, üretim azalmasını etkileyen en önemli faktör olarak kabul ediliyor. Tüm dünya nüfusunun yüzde 80’i hayatının herhangi bir döneminde bel ve sırt ağrısı problemi yaşıyor. Bel ağrısında sıklık ve şiddet mesleklere göre de değişiyor. Ağır bedensel iş gücü gerektiren meslekler, kaldırma, dönme ve dönerek kaldırma gibi hareketler yapan, uzun süreli oturması gereken bir işte çalışan ve sürekli araba kullananlarda daha sık görülüyor. İnşaat işçileri, hemşire, öğretmen, bilgisayar çalışanı, ağır vasıta sürücüleri gibi meslekleri yapan kişilerde risk artıyor. Yapılan çalışmalar, düzenli egzersiz yapan ve fiziksel aktivitelerde bulunan kişilerin bel şikayetlerinin azaldığını gösteriyor.

Bel ağrısından korunmak için

Sert yatak kullanın. Yumuşak koltuk ve iskemlede oturmayın. Beliniz seviyesinden daha yüksekteki bir ağırlığı yerinden kaldırmayın. Ağırlık kaldırırken veya iterken daima dizlerinizi bükün. Dik durmayı ve karnınızı daima içine çekerek yürümeyi öğrenin. Yüksek topuklu ayakkabılardan kaçının.

Kategoriler
Beslenme Sağlıklı Yaşam

Taze Besinlerin Saklanma Süreleri Ne Kadar ?

Portakal, limon, elma, armut 1-2 hafta. Ispanak, marul, domates 2-3 gün. Lahana, havuç, kereviz 6-7 gün. Kıyma ve küçük parça et 1 gün (eğer et taze ise).

Süt, taze lor veya çökelek 1-2 gün. Peynir, yoğurt, kaymak 5-7 gün. Yumurta 1-2 hafta. Pişmiş et yemekleri 1-2 gün. Zeytinyağlı yemekler 2-3 gün. Patates, karanlık, serin, kuru ve hava akımı olmayan yerlerde saklanmalıdır. Işık, patatesin renginin yeşile dönmesine neden olur. Soğan için en iyi saklama ortamı kuru, hava akımı bulunan serin yerlerdir. Kuru besinler ise serin, karanlık, kuru ve havalandırılabilen bir ortamda mümkünse yerden yukarıda, ağzı kapalı kaplarda, birbirlerine benzeyenler bir araya konmak suretiyle saklanmalıdır. Kaynak: Sağlık Bakanlığı

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Evlenmeye karar verdikten sonra sizi neler bekliyor?

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi seçmeleri ve tanımaları gerekiyor. Ancak eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli.

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi tanımaları ve seçmeleri gerekiyor. Ancak, eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli. Çünkü, ailelerin de devreye girdiği bu süreçle asıl zorluklar başlıyor.

Özellikle Türk toplumunda karar verdikten sonraki evlilik sürecinin iradesi her iki tarafın ailelerine geçtiği için, tatlı bir telaşla yapılacak işler, her iki tarafın birbirini kırabildiği, genç çiftleri ailelerinin arasında bırakan tatsızlıkların yaşandığı da oluyor. Bu tür tatsızlıklara meydan vermemek için birbirinize güvenmeniz, ailelerinize karşı da anlayışlı ve dengeli olmanız, sorunları mümkün mertebe alttan alarak halletmeniz gerekiyor. Bu dönemde her şeyin kendisi için yapıldığı söylenen genç kızlar da ailelerini karşılarına almak istemiyorlar; ama evliliğin bir mücadele değil birlikte yaşama sanatı olduğunu unutmamaları ve artık eşinin, ailesinden önce geleceğini bilmeleri gerekiyor. Ayrıca, yeni kararların alınacağı, ekonomik hesapların yapılacağı bu süreç, çiftlerin birbirlerini tanımaları için de iyi bir fırsat.

Önce kız istenir

Anadolu’nun her yöresine göre düğün gelenekleri farklılık gösterse de şehirlerde genel olarak yerleşmiş âdetler vardır. Biraz İslam, biraz Türk, biraz da Batı kültürüyle örülmüş bu sürecin ilk adımı, erkeğin ailesinin, hanım kızı ailesinden istemesi ve söz yüzüklerinin takılmasıyla atılıyor. Nişanlanıncaya kadar taşınacak olan bu yüzükler, karşılıklı verilen ilk sözü temsil ettiği için manevî bir anlam da taşır ve genelde ince altın bir yüzük seçilir. Söz çikolatası, şık bir gümüş tepsi, gondol, kristal veya porselen derin bir tabağa yerleştirilir. Söz çiçeği olarak genelde kırmızı gül buketi yaptırılır. (Gül adedinin tek sayı olmasına dikkat edin) Çikolata, eve girerken gelinin annesine; çiçek, müstakbel eşe verilebilir. Erkek tarafının büyüğü veya ailenin değer verdiği kişi, kızı ailesinden “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle” istedikten sonra, müstakbel gelin tarafından söz kahveleri ikram edilir. Bu arada, damadın heyecanından faydalanarak, kahvesine şeker yerine tuz atıp ona hayatı boyunca unutamayacağı tuzlu bir oyun oynamak da âdettendir. Genç çifte yüzükler takılırken, geleneksel bir konuşma yapılıp kurdele kesilir. Bazen makaslar damat bahşiş vermeden kesmezler.

Nişan kız evinde olur

Nişan törenleri de genelde kız evinde yapılır. Bazen söz–nişan bir araya da getirilir. Nişanda çiftlere karşılıklı olarak aldıkları ve ömür boyu taşıyacakları alyanslar ile birlikte geline takı takılır. Kuyumcuda yüzüklerin içerisine isimler ve nişan ya da düğün tarihi yazdırılır. Bu arada nişanlı çiftlerin birbirlerine bohça göndermesi çok yaygındır. Erkek tarafının hazırladığı bohçada, gecelik takımı, iç çamaşırları, sabahlık, parfüm, makyaj seti, çanta, ayakkabı, etek ve ceketten oluşan bir takım veya elbise ile terlik; kız tarafının bohçasında, pijama, iç çamaşırı takımı, tıraş seti, terlik, gömlek, kravat, kemer, çorap ile parfüm bulunur. İlave olarak kayınvalide ve kayınpederlere de hediyeler gönderilir.

Bahar ve yaz ayları ile hafta sonları kıyılan nikâhlarda artış olduğundan nikâh tarihini mümkün olduğu kadar erken almalısınız. Ayrıca düğün mekânı için de erken davranmanız gerekiyor. Her şeyden önce aileleriniz ile birlikte sade ve samimi bir düğün mü, yoksa görkemli bir düğün töreni mi isteyip istemediğinize, yemekli bir davet mi yoksa sadece nikâh töreni mi yapacağınıza birlikte karar vermeniz lazım. Bundan sonra bütçe oluşturarak çeşitli yerlerden fiyat alabilirsiniz. Fiyat araştırması sırasında mekânın ulaşım kolaylıkları, kapasitesi, ferahlığı, gelin odası, paket programları, mönü seçenekleri, eleman yeterliliği gibi konularda bilgi alınmalı. Bu arada davetiye, nikâh şekeri, düğün pastası, düğünde kullanılacak müziklerin seçimi için bir hayli kafa yorulması gerekiyor. Davetiyelerin düğün tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce dağıtılmaya başlanması ve çiftlerin düğün pastasından birer çatal alarak birbirlerine ikram etmeleri gerektiğini de hatırlatalım.

Kına gecesi âdettendir

Genç kızlar için gelinlik seçimi hazırlıkların en heyecanlı ve riskli olanı. Erkekler için de fatura önemli tabii. Çünkü, gelinliği erkek tarafı, damatlığı kız tarafı alıyor. Bu arada erkekler, sadece birkaç saat giyilecek olan bu kıyafete neden bu kadar para ödediklerini anlamaya çalışırken bir taraftan da en azından gelinlik kadar fiyatı yüksek olan damatlıklar seçiyorlar. Gelinliklerin modelleri ve fiyatları her bütçeye ve sosyal konuma göre büyük değişiklikler gösteriyor. Kimi genç kızlar mecburen kiralamayı tercih ederken, kimileri de uygun fiyata diktiriyorlar. Her gelinliğin canlı çiçekten ya da özel hazırlanmış bir de buketi olur ve genç kızlar bunu düğünün sonunda uğur getirmesi için bekâr arkadaşlarına doğru fırlatır.

Kına gecesi adetleri de her yöreye göre değişiyor; ama düğün yapılmayacak olsa bile türküler eşliğinde eline kına yakılması gelinlere ayrı bir heyecan veriyor. Geleneksel bir kıyafet giyen gelin önce oynatılır sonra da salonun ortasına oturtulur. Başına kırmızı bir tül örtülür ve elinde mumlarla hüzünlü türküler söyleyerek etrafında dönen arkadaşları tarafından ağlatılmaya çalışılır. Kına için elini açmayan geline erkek tarafı altın takar. Kalan kına misafirlere dağıtılır. Bu arada kınayı, kına tepsisini, mumları, ele bağlanacak mendilleri ve kuruyemişleri gelinin kayınvalidesinin getirmesi gerektiğini hatırlatalım.

Düğünü erkek tarafı yapar

Geleneklere göre nişanı kız tarafı, düğünü erkek tarafı yapar. Düğün günü tören yerine gitmeden önce kuaföre gidilir ve düğün boyunca birçok şeyde olduğu gibi burda da masrafları damat öder. Burada kuaföre gelecek kişi sayısını kontrol etme görevini gelinler üstlenerek eşlerine yardımcı olabilirler. Tıraş olmaya giden damat da, bunun damat tıraşı olduğunu belli etmemeyi başarırsa her zamankinden fazla ücret ödemekten kurtulabilir. Ayrıca damatlara, böyle kritik bir günde çok farklı bir saç modeli deneyerek riske girmemelerini de önerelim. Düğün boyunca özellikle kız tarafı damadı maddî ve manevî yönlerden sıkıştırmak için birçok yöntem geliştiriyor. Gelinin evden çıkması, çeyizinin gönderilmesi, gelin arabasına binmesi, inmesi, eve girmesi hep birer bahşiş vesilesidir. Düğünü neşelendirme maksatlı bu gelenekler bazen tatsızlıklara da sebep olabilir. Burada damada sabır, gelinin ailesine de anlayış tavsiye edebiliriz. Ayrıca damada kırmızı kurdeleyi unutmamasını, geline de nikâh esnasında damadın ayağına basmasını hatırlatalım.

Anlaşmazlık çıkabilecek konular ve çözüm yolları

Genellikle gelinlerin konuk listesi damatlardan daha fazla olduğu için bu mesele damat tarafından problem haline getirilebilir.

* Çözüm için sayıyı eşit tutun ve birbirinizin davetlileri hakkında yorum yapmayın.

Erkekler genelde çarşı pazar dolaşıp alışveriş yapmayı sevmediklerinden, kızlar için önemli olan küçük bir şeyin alınması için saatlerce gezmek istemezler.

* Önceden yalnız çıkıp seçeneklerinizi belirlerseniz birlikte fazla dolaşmadan istediğinizi alabilirsiniz.

Gelinler her zaman daha ayrıntılı düşünüp, ince planlar yaparlar, damatlarsa bütün işleri bir an önce bitirmekten yanadırlar. Ayrıntılar onlar için çoğu zaman can sıkıntısıdır. Ve bu yüzden gelinle damat arasında birçok tartışma yaşanır.

* Bu konuda kırıcı sözler sarf etmeyin. Yumuşak ve içten olun. Sorunu daha rahat aşarsınız.

Kızların kararsızlıkları erkekleri çileden çıkarır.

*Seçim yaparken nişanlınıza da fikrini sorun; ama laf olsun diye değil. Önerilerini dikkate alın.

Ailelerinin düğünle ilgili planlara karışmaları iki tarafı da huzursuz eder. Eğer düğün masraflarını aileler üstlenmiyorsa planlarınızı daha rahat ve üstü kapalı anlatabilirsiniz. Ama eğer onlar ödüyorsa bu onları söz sahibi yapar.

*Anlaşamadığınız konularda konuşun, orta yolu bulun. Nişanlınızla birlikte hareket edin.

Erkekler sıkılgandır. Özellikle de bazı ayrıntılar onlara gereksiz ve saçma geldiği zamanlarda.

* Onun da en az sizin kadar sorumluluk alması için ona ilgisini çekebileceği konularda sorumluluk verin.

Siz düğünde her şeyin en iyisi olsun istiyorsunuz; ama nişanlınız sadece bir gece için bir servet harcamayı çok büyük lüks olarak görüyor.

* Bir gece için yıllarca ödemek zorunda olacağınız borçlara girmeyin. İlk işiniz gerçekçi bir bütçe hazırlamak olsun. Daha önceden bu bütçeye sadık kalmak için söz verin ve sözünüzü tutun. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın.

Damatlar gelinler kadar şaşaayı sevmezler. Gelinler ise her şeyin en ayrıntısıyla mükemmel olmasını isterler.

*Konuşup birlikte bazı tavizler verebilirsiniz.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Kısa süreli ayrılıklar evliliği tazelermi?

Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları fark edebilmeleri için kısa süreli ayrılıklar yaşamaları gerekebiliyor.

Yaz ayları, ailelerde kısa süreli ayrılıkların çokca yaşandığı bir dönem. Özelilkle büyükşehirlerde yaşayanlar, okulların da tatil olmasıyla ya tatil beldelerine ya da memleketlerine giderek bir süre şehirden uzaklaşırlar. Genellikle erkeklerin iş seyahatlerine çıktığı, kadınların da çocuklarıyla birlikte şehirden ayrıldığı bu ayrılıklar, ilişkilerinde sorunlar yaşayan çiftler için evliliklerini tazelemeye yönelik önemli bir fırsat olabilir. Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları farkedebilmeleri için bazen ayrılık iyi gelir. Ancak bu düşünce bütün evlilikleri kapsamıyor. Uzman psikolog Yıldız Şengül’e göre evli çiftler arasında en başından beri uyum yoksa ve tercihin doğru yapılmadığı düşünülüyorsa kısa süreli ayrılıklar, evliliği tamamen bitirme noktasında tarafları cesurlaştırabilir. Ancak uyumlu bir evlilik olduğu halde, zamanla bazı duygular yıpranmışsa, eşler birbirlerine karşı saygı ve sevgilerinin azaldığını hissediyorlarsa ayrılıktan istifade edip eski güzel günleri nasıl geri getirebileceklerini düşünebilirler. Ayrılık, çiftlere neleri kaybedeceklerini gösterir ve tamamen kaybetmeden sahip olduklarının kıymetini anlamalarını sağlayabilir.

Yapıcı fikirler üretilmeli

Aslında bütün evlilikler için en sağlıklı olan yöntem, ortada bir sorun varsa karşılıklı iletişimi tekrar sağlamak ve sıkıntıların hepsini tek tek konuşmaktır. Ayrılık durumu ise, yalnız kalıp ilişkiyi tekrar gözden geçirme imkanı verir. Herhangi bir sebeple bir süre ayrı kalacak olan çiftlerin, geriye dönük değerlendirme yapmaları ve eve döndüklerinde geçmişlerini sorgulamaları lazım. Ancak, yalnız kalıp ilişkinin muhasebesi yapılırken çözüme yönelik yapıcı fikirler geliştirilmeli. Olumsuzlukları büyütüp daha da karşı tarafı suçlayıcı durumlara girmektense, daha iyi nasıl olabileceğine dair herkes kendini hesaba çekmeli. Öfkelerin pekiştirilmesi daha da uzaklaşmalara yol açar. Neyi eksik neyi tam yaptığını, kusurlarının ne olduğunu, eşini kırdığı bir gün aslında daha farklı nasıl davranması gerektiğini, eşinden beklediklerine karşın ona ne verdiğini, çocuklarıyla ne kadar ilgilendiğini, bir anne veya baba olarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgulamalı. Ayrılıktan sonra tekrar bir araya gelince özlemin de verdiği duygusallıkla daha önce yaşanmayan olumlu düşünceler, güzel duygular tekrar yaşanıyor ama karşlıklı bir değerlendirme olmazsa bu hal kısa sürede geçiyor ve eski sorunlu günlere yeniden dönülüyor. Eve dönüşte çözüme yönelik sorgulamayla pekiştirilmeyen bir ayrılık, sorunların bir süre gözardı edilmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.

Çocuklar mutluluğu hisseder

Evliliğin mutlu bir havada sürmesi çiftler için oludğu gibi çocuklar için de avantajlı. Evliliklerin tazelenmesi ve sağlıklı yürümesi çocuklar açısından da önemlidir. Çocuklar anne babaları arasındaki bu mutluluğu hisesederler. Rutinleşmiş, sıradan bir evlilik çocuklar için de cazibeli değildir. Eşler olumlu duygular içine girerlerse çocuklara da iyi bir örnek olurlar. Birbirini seven ve sayan, sorunları çözmeye yönelik öneriler geliştiren bir aile ortamı çocuklara da gelecek yaşamlarında örnek olur ve problemleri çözmeleriz için yol gösterir. Aksi takdirde onlarda eşleriyle problem yaşadıklarınde evliliklerini kolayca bitirmeyi düşüneceklerdir. Bir çok kişinin evlilliği anne babasının evliliğine benzer, çünkü hepimiz kolay olanı yani gördüğümüzü yaparız.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Eşinizin gerçek kişiliği nedir ?

Kocanız ya da karınız evlendikten sonra çok mu değişti? Ya da evde konuşmayan aksi insanlar başkalarının yanında sevecen, cana yakın biri mi oluyorlar? Bu sorunu halledebilir ve eşinizin içindeki gerçek ve doğru olan kişiliği ortaya çıkarabilirsiniz.

Siz de “Beyimi arkadaşlarının veya ailesinin arasındayken tanıyamıyorum. Benimle birlikteyken o şen şakrak kişi gidiyor içe kapanık biri oluyor. Benimle konuşmuyor, ya da çok sinirli oluyor diye dert yananlardan mısınız? Ya da hanımınız evlendikten bir süre sonra çok mu değişti? Ya da eşinizin size arkadaşlarına ve çocuklarına karşı davrandığı gibi sevecen davranmadığını mı düşünüyorsunuz?. Bunun pek çok nedeni olabilir.

Eşiniz kendi anne–babasından böyle bir iletişim şekli görmüş olabilir

İnsanlar daha önce gördükleri modellere aldıkları eğitim vb.ye göre değişik ortamlarda farklı kişilikler sergileyebilirler. Eğer eşiniz size karşı hiç istediğiniz şekilde davranmamışsa bunun nedeni kendi anne babasında gördüğü model olabilir. Ayrıca her insanın sevgi dili farklıdır. Böyle olsa da eşiniz sizin beklentilerinizi karşılayamadığının farkına varırsa ve evde gergin bir ortam olmazsa bu durum değişebilir.

Ekonomik sıkıntılardan kaynaklanabilir

Evlilik çok yönü olan bir beraberlik olduğu için ihtiyaçların gündeme getirilme gerekliliği bazen iletişimi duygusallıktan çıkarabilir. Erkeğin kısıtlı imkanı ihtiyaçlara farklı bakış açısı maddi sorunların sık sık tartışılmasına neden olabilir. Aynı şekilde hanımın da yoğun iş temposu veya çocukların bakımı sebebiyle eşinin bazı beklentilerini yerine getirememesi tartışmalara zemin hazırlamaktadır.

Önceliklerin belirlenememesi

Eşlerin birbirlerini sık sık eleştirmelerine sebep olan sorunlar bazen öncelikleri belirleyememekten kaynaklanmaktadır. İyi bir programlama sorumlulukların daha kolay yerine getirilmesini sağlayabilir.

Evlilik denge demektir

Evliliği dengede tutmak kolay değildir. Bazen eşler aynı ihtiyaçlarını farklı zamanda dile getirirler. Bu zaman farklılığı kısır döngüye ve eşlerin birbirinden uzaklaşmasına neden olabilir. Karşılıklı fedakarlıkla bu durum önlenebilir.

Sevda hanım diyor ki eşimin evde olduğu bir kaç hafta sonu hep birlikte dışarı çıkmak için ısrar edip durdum. Eşim her seferinde evde kalmayı tercih etti. Bu beni geriyordu, bunu önlemek için ben de Pazar günleri dışarı çıkmayı teklif etmekten vazgeçtim. Pazar günü kendime başka meşguliyetler buldum. Bir gün eşim birlikte piknik yapmayı teklif etti. Çok sevindim. Fakat tam tersine o gün canım hiç dışarı çıkmak istemiyordu. Sonradan düşündüm ki bu çok uzun zamandır istediğim bir şeydi. O gün fazla istemesem de kabul ettim. Birlikte çok güzel bir zaman geçirdik. Böylece kısır döngüyü kırdık. Artık çoğu zaman ikimiz de dışarı çıkmaktan birlikte doğal ortamlarda dolaşmak, spor yapmak , konferansa gitmek , çocuklarımızı parka götürmek vb. den hoşlanıyoruz.

Sorunları biriktirmeyin, hemen çözmeyi deneyin

İletişim çatışmalarının çözülmesinde kararlılık çok önemlidir. Eşin sorumlulukları yerine getirememesinden kaynaklanan sorunlar biriktirilmemelidir. Beklentiler karşı tarafı bıktırmayacak şekilde dile getirilmeli uzatılmamalıdır. Bu ifadelerde sen dilini kullanmak yerine ben dili kullanmak çok önemlidir.

Bütün sorunları hemen çözemezsiniz, zaman tanıyın

Eşlerin birbirini olduğu gibi kabul etmeleri beklentileri azaltır. Mutlu çiftlerin iletişim şekli incelendiğinde birbirlerini değiştirmek için çaba sarf etmedikleri görülmektedir. Kişi değil olaylar, ihtiyaçlar hedef alınmalı, onur kırıcı eleştirilerden kaçınılmalıdır.

Stresten kaçınmalısınız

Tartışmalar, eleştiriler, uygun dille yapılmazsa eşlerin negatif enerji dolmasına ve stres yüklenmesine sebep olur . Aynı şekilde başka kaynaklardan yüklenilen negatif enerji en çok aile içi iletişimde ortaya çıkar. Taraflar ne kadar ortamı gerecek konuşmalardan kaçınırlarsa problemler o kadar kolay çözülür. Eşler birlikte geçen zamanın çok az bir kısmını ihtiyaçların ifadesi ve eleştiriye ayırırlarsa ilişkiyi daha mutluluk verici hale getirebilirler. Olumlu ifadelere, sevgi dolu sözlere birlikte iki tarafın hoşlandığı faaliyetlerde bulunmaya daha çok zaman ayrılırsa eşler ya evliliğin başında duyup da kaybettikleri heyecanı yeniden duyabilir, ya da hiç tanımadıkları eşlerini tanımaya, onun gerçek kimliğini ortaya çıkarmaya başlarlar.