Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Evlenmeye karar verdikten sonra sizi neler bekliyor?

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi seçmeleri ve tanımaları gerekiyor. Ancak eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli.

Evlilik, hayatın en büyük dönüm noktalarından biri olduğu için eşlerin birbirlerini çok iyi tanımaları ve seçmeleri gerekiyor. Ancak, eş seçiminden sonra çiftlerin “artık bir evimiz var” diyene kadar geçirecekleri aşamalar da çok önemli. Çünkü, ailelerin de devreye girdiği bu süreçle asıl zorluklar başlıyor.

Özellikle Türk toplumunda karar verdikten sonraki evlilik sürecinin iradesi her iki tarafın ailelerine geçtiği için, tatlı bir telaşla yapılacak işler, her iki tarafın birbirini kırabildiği, genç çiftleri ailelerinin arasında bırakan tatsızlıkların yaşandığı da oluyor. Bu tür tatsızlıklara meydan vermemek için birbirinize güvenmeniz, ailelerinize karşı da anlayışlı ve dengeli olmanız, sorunları mümkün mertebe alttan alarak halletmeniz gerekiyor. Bu dönemde her şeyin kendisi için yapıldığı söylenen genç kızlar da ailelerini karşılarına almak istemiyorlar; ama evliliğin bir mücadele değil birlikte yaşama sanatı olduğunu unutmamaları ve artık eşinin, ailesinden önce geleceğini bilmeleri gerekiyor. Ayrıca, yeni kararların alınacağı, ekonomik hesapların yapılacağı bu süreç, çiftlerin birbirlerini tanımaları için de iyi bir fırsat.

Önce kız istenir

Anadolu’nun her yöresine göre düğün gelenekleri farklılık gösterse de şehirlerde genel olarak yerleşmiş âdetler vardır. Biraz İslam, biraz Türk, biraz da Batı kültürüyle örülmüş bu sürecin ilk adımı, erkeğin ailesinin, hanım kızı ailesinden istemesi ve söz yüzüklerinin takılmasıyla atılıyor. Nişanlanıncaya kadar taşınacak olan bu yüzükler, karşılıklı verilen ilk sözü temsil ettiği için manevî bir anlam da taşır ve genelde ince altın bir yüzük seçilir. Söz çikolatası, şık bir gümüş tepsi, gondol, kristal veya porselen derin bir tabağa yerleştirilir. Söz çiçeği olarak genelde kırmızı gül buketi yaptırılır. (Gül adedinin tek sayı olmasına dikkat edin) Çikolata, eve girerken gelinin annesine; çiçek, müstakbel eşe verilebilir. Erkek tarafının büyüğü veya ailenin değer verdiği kişi, kızı ailesinden “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle” istedikten sonra, müstakbel gelin tarafından söz kahveleri ikram edilir. Bu arada, damadın heyecanından faydalanarak, kahvesine şeker yerine tuz atıp ona hayatı boyunca unutamayacağı tuzlu bir oyun oynamak da âdettendir. Genç çifte yüzükler takılırken, geleneksel bir konuşma yapılıp kurdele kesilir. Bazen makaslar damat bahşiş vermeden kesmezler.

Nişan kız evinde olur

Nişan törenleri de genelde kız evinde yapılır. Bazen söz–nişan bir araya da getirilir. Nişanda çiftlere karşılıklı olarak aldıkları ve ömür boyu taşıyacakları alyanslar ile birlikte geline takı takılır. Kuyumcuda yüzüklerin içerisine isimler ve nişan ya da düğün tarihi yazdırılır. Bu arada nişanlı çiftlerin birbirlerine bohça göndermesi çok yaygındır. Erkek tarafının hazırladığı bohçada, gecelik takımı, iç çamaşırları, sabahlık, parfüm, makyaj seti, çanta, ayakkabı, etek ve ceketten oluşan bir takım veya elbise ile terlik; kız tarafının bohçasında, pijama, iç çamaşırı takımı, tıraş seti, terlik, gömlek, kravat, kemer, çorap ile parfüm bulunur. İlave olarak kayınvalide ve kayınpederlere de hediyeler gönderilir.

Bahar ve yaz ayları ile hafta sonları kıyılan nikâhlarda artış olduğundan nikâh tarihini mümkün olduğu kadar erken almalısınız. Ayrıca düğün mekânı için de erken davranmanız gerekiyor. Her şeyden önce aileleriniz ile birlikte sade ve samimi bir düğün mü, yoksa görkemli bir düğün töreni mi isteyip istemediğinize, yemekli bir davet mi yoksa sadece nikâh töreni mi yapacağınıza birlikte karar vermeniz lazım. Bundan sonra bütçe oluşturarak çeşitli yerlerden fiyat alabilirsiniz. Fiyat araştırması sırasında mekânın ulaşım kolaylıkları, kapasitesi, ferahlığı, gelin odası, paket programları, mönü seçenekleri, eleman yeterliliği gibi konularda bilgi alınmalı. Bu arada davetiye, nikâh şekeri, düğün pastası, düğünde kullanılacak müziklerin seçimi için bir hayli kafa yorulması gerekiyor. Davetiyelerin düğün tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce dağıtılmaya başlanması ve çiftlerin düğün pastasından birer çatal alarak birbirlerine ikram etmeleri gerektiğini de hatırlatalım.

Kına gecesi âdettendir

Genç kızlar için gelinlik seçimi hazırlıkların en heyecanlı ve riskli olanı. Erkekler için de fatura önemli tabii. Çünkü, gelinliği erkek tarafı, damatlığı kız tarafı alıyor. Bu arada erkekler, sadece birkaç saat giyilecek olan bu kıyafete neden bu kadar para ödediklerini anlamaya çalışırken bir taraftan da en azından gelinlik kadar fiyatı yüksek olan damatlıklar seçiyorlar. Gelinliklerin modelleri ve fiyatları her bütçeye ve sosyal konuma göre büyük değişiklikler gösteriyor. Kimi genç kızlar mecburen kiralamayı tercih ederken, kimileri de uygun fiyata diktiriyorlar. Her gelinliğin canlı çiçekten ya da özel hazırlanmış bir de buketi olur ve genç kızlar bunu düğünün sonunda uğur getirmesi için bekâr arkadaşlarına doğru fırlatır.

Kına gecesi adetleri de her yöreye göre değişiyor; ama düğün yapılmayacak olsa bile türküler eşliğinde eline kına yakılması gelinlere ayrı bir heyecan veriyor. Geleneksel bir kıyafet giyen gelin önce oynatılır sonra da salonun ortasına oturtulur. Başına kırmızı bir tül örtülür ve elinde mumlarla hüzünlü türküler söyleyerek etrafında dönen arkadaşları tarafından ağlatılmaya çalışılır. Kına için elini açmayan geline erkek tarafı altın takar. Kalan kına misafirlere dağıtılır. Bu arada kınayı, kına tepsisini, mumları, ele bağlanacak mendilleri ve kuruyemişleri gelinin kayınvalidesinin getirmesi gerektiğini hatırlatalım.

Düğünü erkek tarafı yapar

Geleneklere göre nişanı kız tarafı, düğünü erkek tarafı yapar. Düğün günü tören yerine gitmeden önce kuaföre gidilir ve düğün boyunca birçok şeyde olduğu gibi burda da masrafları damat öder. Burada kuaföre gelecek kişi sayısını kontrol etme görevini gelinler üstlenerek eşlerine yardımcı olabilirler. Tıraş olmaya giden damat da, bunun damat tıraşı olduğunu belli etmemeyi başarırsa her zamankinden fazla ücret ödemekten kurtulabilir. Ayrıca damatlara, böyle kritik bir günde çok farklı bir saç modeli deneyerek riske girmemelerini de önerelim. Düğün boyunca özellikle kız tarafı damadı maddî ve manevî yönlerden sıkıştırmak için birçok yöntem geliştiriyor. Gelinin evden çıkması, çeyizinin gönderilmesi, gelin arabasına binmesi, inmesi, eve girmesi hep birer bahşiş vesilesidir. Düğünü neşelendirme maksatlı bu gelenekler bazen tatsızlıklara da sebep olabilir. Burada damada sabır, gelinin ailesine de anlayış tavsiye edebiliriz. Ayrıca damada kırmızı kurdeleyi unutmamasını, geline de nikâh esnasında damadın ayağına basmasını hatırlatalım.

Anlaşmazlık çıkabilecek konular ve çözüm yolları

Genellikle gelinlerin konuk listesi damatlardan daha fazla olduğu için bu mesele damat tarafından problem haline getirilebilir.

* Çözüm için sayıyı eşit tutun ve birbirinizin davetlileri hakkında yorum yapmayın.

Erkekler genelde çarşı pazar dolaşıp alışveriş yapmayı sevmediklerinden, kızlar için önemli olan küçük bir şeyin alınması için saatlerce gezmek istemezler.

* Önceden yalnız çıkıp seçeneklerinizi belirlerseniz birlikte fazla dolaşmadan istediğinizi alabilirsiniz.

Gelinler her zaman daha ayrıntılı düşünüp, ince planlar yaparlar, damatlarsa bütün işleri bir an önce bitirmekten yanadırlar. Ayrıntılar onlar için çoğu zaman can sıkıntısıdır. Ve bu yüzden gelinle damat arasında birçok tartışma yaşanır.

* Bu konuda kırıcı sözler sarf etmeyin. Yumuşak ve içten olun. Sorunu daha rahat aşarsınız.

Kızların kararsızlıkları erkekleri çileden çıkarır.

*Seçim yaparken nişanlınıza da fikrini sorun; ama laf olsun diye değil. Önerilerini dikkate alın.

Ailelerinin düğünle ilgili planlara karışmaları iki tarafı da huzursuz eder. Eğer düğün masraflarını aileler üstlenmiyorsa planlarınızı daha rahat ve üstü kapalı anlatabilirsiniz. Ama eğer onlar ödüyorsa bu onları söz sahibi yapar.

*Anlaşamadığınız konularda konuşun, orta yolu bulun. Nişanlınızla birlikte hareket edin.

Erkekler sıkılgandır. Özellikle de bazı ayrıntılar onlara gereksiz ve saçma geldiği zamanlarda.

* Onun da en az sizin kadar sorumluluk alması için ona ilgisini çekebileceği konularda sorumluluk verin.

Siz düğünde her şeyin en iyisi olsun istiyorsunuz; ama nişanlınız sadece bir gece için bir servet harcamayı çok büyük lüks olarak görüyor.

* Bir gece için yıllarca ödemek zorunda olacağınız borçlara girmeyin. İlk işiniz gerçekçi bir bütçe hazırlamak olsun. Daha önceden bu bütçeye sadık kalmak için söz verin ve sözünüzü tutun. Ayağınızı yorganınıza göre uzatın.

Damatlar gelinler kadar şaşaayı sevmezler. Gelinler ise her şeyin en ayrıntısıyla mükemmel olmasını isterler.

*Konuşup birlikte bazı tavizler verebilirsiniz.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Kısa süreli ayrılıklar evliliği tazelermi?

Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları fark edebilmeleri için kısa süreli ayrılıklar yaşamaları gerekebiliyor.

Yaz ayları, ailelerde kısa süreli ayrılıkların çokca yaşandığı bir dönem. Özelilkle büyükşehirlerde yaşayanlar, okulların da tatil olmasıyla ya tatil beldelerine ya da memleketlerine giderek bir süre şehirden uzaklaşırlar. Genellikle erkeklerin iş seyahatlerine çıktığı, kadınların da çocuklarıyla birlikte şehirden ayrıldığı bu ayrılıklar, ilişkilerinde sorunlar yaşayan çiftler için evliliklerini tazelemeye yönelik önemli bir fırsat olabilir. Evli çiftlerin birbirlerinin değerini anlamaları ve evliliğin hayatlarına getirdiği avantajları farkedebilmeleri için bazen ayrılık iyi gelir. Ancak bu düşünce bütün evlilikleri kapsamıyor. Uzman psikolog Yıldız Şengül’e göre evli çiftler arasında en başından beri uyum yoksa ve tercihin doğru yapılmadığı düşünülüyorsa kısa süreli ayrılıklar, evliliği tamamen bitirme noktasında tarafları cesurlaştırabilir. Ancak uyumlu bir evlilik olduğu halde, zamanla bazı duygular yıpranmışsa, eşler birbirlerine karşı saygı ve sevgilerinin azaldığını hissediyorlarsa ayrılıktan istifade edip eski güzel günleri nasıl geri getirebileceklerini düşünebilirler. Ayrılık, çiftlere neleri kaybedeceklerini gösterir ve tamamen kaybetmeden sahip olduklarının kıymetini anlamalarını sağlayabilir.

Yapıcı fikirler üretilmeli

Aslında bütün evlilikler için en sağlıklı olan yöntem, ortada bir sorun varsa karşılıklı iletişimi tekrar sağlamak ve sıkıntıların hepsini tek tek konuşmaktır. Ayrılık durumu ise, yalnız kalıp ilişkiyi tekrar gözden geçirme imkanı verir. Herhangi bir sebeple bir süre ayrı kalacak olan çiftlerin, geriye dönük değerlendirme yapmaları ve eve döndüklerinde geçmişlerini sorgulamaları lazım. Ancak, yalnız kalıp ilişkinin muhasebesi yapılırken çözüme yönelik yapıcı fikirler geliştirilmeli. Olumsuzlukları büyütüp daha da karşı tarafı suçlayıcı durumlara girmektense, daha iyi nasıl olabileceğine dair herkes kendini hesaba çekmeli. Öfkelerin pekiştirilmesi daha da uzaklaşmalara yol açar. Neyi eksik neyi tam yaptığını, kusurlarının ne olduğunu, eşini kırdığı bir gün aslında daha farklı nasıl davranması gerektiğini, eşinden beklediklerine karşın ona ne verdiğini, çocuklarıyla ne kadar ilgilendiğini, bir anne veya baba olarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgulamalı. Ayrılıktan sonra tekrar bir araya gelince özlemin de verdiği duygusallıkla daha önce yaşanmayan olumlu düşünceler, güzel duygular tekrar yaşanıyor ama karşlıklı bir değerlendirme olmazsa bu hal kısa sürede geçiyor ve eski sorunlu günlere yeniden dönülüyor. Eve dönüşte çözüme yönelik sorgulamayla pekiştirilmeyen bir ayrılık, sorunların bir süre gözardı edilmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.

Çocuklar mutluluğu hisseder

Evliliğin mutlu bir havada sürmesi çiftler için oludğu gibi çocuklar için de avantajlı. Evliliklerin tazelenmesi ve sağlıklı yürümesi çocuklar açısından da önemlidir. Çocuklar anne babaları arasındaki bu mutluluğu hisesederler. Rutinleşmiş, sıradan bir evlilik çocuklar için de cazibeli değildir. Eşler olumlu duygular içine girerlerse çocuklara da iyi bir örnek olurlar. Birbirini seven ve sayan, sorunları çözmeye yönelik öneriler geliştiren bir aile ortamı çocuklara da gelecek yaşamlarında örnek olur ve problemleri çözmeleriz için yol gösterir. Aksi takdirde onlarda eşleriyle problem yaşadıklarınde evliliklerini kolayca bitirmeyi düşüneceklerdir. Bir çok kişinin evlilliği anne babasının evliliğine benzer, çünkü hepimiz kolay olanı yani gördüğümüzü yaparız.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Eşinizin gerçek kişiliği nedir ?

Kocanız ya da karınız evlendikten sonra çok mu değişti? Ya da evde konuşmayan aksi insanlar başkalarının yanında sevecen, cana yakın biri mi oluyorlar? Bu sorunu halledebilir ve eşinizin içindeki gerçek ve doğru olan kişiliği ortaya çıkarabilirsiniz.

Siz de “Beyimi arkadaşlarının veya ailesinin arasındayken tanıyamıyorum. Benimle birlikteyken o şen şakrak kişi gidiyor içe kapanık biri oluyor. Benimle konuşmuyor, ya da çok sinirli oluyor diye dert yananlardan mısınız? Ya da hanımınız evlendikten bir süre sonra çok mu değişti? Ya da eşinizin size arkadaşlarına ve çocuklarına karşı davrandığı gibi sevecen davranmadığını mı düşünüyorsunuz?. Bunun pek çok nedeni olabilir.

Eşiniz kendi anne–babasından böyle bir iletişim şekli görmüş olabilir

İnsanlar daha önce gördükleri modellere aldıkları eğitim vb.ye göre değişik ortamlarda farklı kişilikler sergileyebilirler. Eğer eşiniz size karşı hiç istediğiniz şekilde davranmamışsa bunun nedeni kendi anne babasında gördüğü model olabilir. Ayrıca her insanın sevgi dili farklıdır. Böyle olsa da eşiniz sizin beklentilerinizi karşılayamadığının farkına varırsa ve evde gergin bir ortam olmazsa bu durum değişebilir.

Ekonomik sıkıntılardan kaynaklanabilir

Evlilik çok yönü olan bir beraberlik olduğu için ihtiyaçların gündeme getirilme gerekliliği bazen iletişimi duygusallıktan çıkarabilir. Erkeğin kısıtlı imkanı ihtiyaçlara farklı bakış açısı maddi sorunların sık sık tartışılmasına neden olabilir. Aynı şekilde hanımın da yoğun iş temposu veya çocukların bakımı sebebiyle eşinin bazı beklentilerini yerine getirememesi tartışmalara zemin hazırlamaktadır.

Önceliklerin belirlenememesi

Eşlerin birbirlerini sık sık eleştirmelerine sebep olan sorunlar bazen öncelikleri belirleyememekten kaynaklanmaktadır. İyi bir programlama sorumlulukların daha kolay yerine getirilmesini sağlayabilir.

Evlilik denge demektir

Evliliği dengede tutmak kolay değildir. Bazen eşler aynı ihtiyaçlarını farklı zamanda dile getirirler. Bu zaman farklılığı kısır döngüye ve eşlerin birbirinden uzaklaşmasına neden olabilir. Karşılıklı fedakarlıkla bu durum önlenebilir.

Sevda hanım diyor ki eşimin evde olduğu bir kaç hafta sonu hep birlikte dışarı çıkmak için ısrar edip durdum. Eşim her seferinde evde kalmayı tercih etti. Bu beni geriyordu, bunu önlemek için ben de Pazar günleri dışarı çıkmayı teklif etmekten vazgeçtim. Pazar günü kendime başka meşguliyetler buldum. Bir gün eşim birlikte piknik yapmayı teklif etti. Çok sevindim. Fakat tam tersine o gün canım hiç dışarı çıkmak istemiyordu. Sonradan düşündüm ki bu çok uzun zamandır istediğim bir şeydi. O gün fazla istemesem de kabul ettim. Birlikte çok güzel bir zaman geçirdik. Böylece kısır döngüyü kırdık. Artık çoğu zaman ikimiz de dışarı çıkmaktan birlikte doğal ortamlarda dolaşmak, spor yapmak , konferansa gitmek , çocuklarımızı parka götürmek vb. den hoşlanıyoruz.

Sorunları biriktirmeyin, hemen çözmeyi deneyin

İletişim çatışmalarının çözülmesinde kararlılık çok önemlidir. Eşin sorumlulukları yerine getirememesinden kaynaklanan sorunlar biriktirilmemelidir. Beklentiler karşı tarafı bıktırmayacak şekilde dile getirilmeli uzatılmamalıdır. Bu ifadelerde sen dilini kullanmak yerine ben dili kullanmak çok önemlidir.

Bütün sorunları hemen çözemezsiniz, zaman tanıyın

Eşlerin birbirini olduğu gibi kabul etmeleri beklentileri azaltır. Mutlu çiftlerin iletişim şekli incelendiğinde birbirlerini değiştirmek için çaba sarf etmedikleri görülmektedir. Kişi değil olaylar, ihtiyaçlar hedef alınmalı, onur kırıcı eleştirilerden kaçınılmalıdır.

Stresten kaçınmalısınız

Tartışmalar, eleştiriler, uygun dille yapılmazsa eşlerin negatif enerji dolmasına ve stres yüklenmesine sebep olur . Aynı şekilde başka kaynaklardan yüklenilen negatif enerji en çok aile içi iletişimde ortaya çıkar. Taraflar ne kadar ortamı gerecek konuşmalardan kaçınırlarsa problemler o kadar kolay çözülür. Eşler birlikte geçen zamanın çok az bir kısmını ihtiyaçların ifadesi ve eleştiriye ayırırlarsa ilişkiyi daha mutluluk verici hale getirebilirler. Olumlu ifadelere, sevgi dolu sözlere birlikte iki tarafın hoşlandığı faaliyetlerde bulunmaya daha çok zaman ayrılırsa eşler ya evliliğin başında duyup da kaybettikleri heyecanı yeniden duyabilir, ya da hiç tanımadıkları eşlerini tanımaya, onun gerçek kimliğini ortaya çıkarmaya başlarlar.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Boşanmaya karar verirken iki kere düşünün

Eşler boşanırken, genelde bunu çocuklarına nasıl anlatacaklarını ve onların nasıl etkileneceğini düşünmüyorlar. İki yaşındayken annesiyle babası boşanan Zeynep, bugün 23 yaşında; ama sadece rüyalarında görebildiği babasının eksikliğini hâlâ duyuyor.

Zeynep annesiyle babasının nasıl ve neden ayrıldığını hatırlamıyor. Ama babasız geçen çocukluk yılları ve ergenlik yaşları zihninde hâlâ tazeliğini koruyor. İlk eşi vefat eden babası, Zeynep’in annesiyle evlenmiş; ama Zeynep iki, kardeşi bir yaşındayken ayrılmışlar. Onları babasının gönderdiği nafaka ile annesi büyütmüş. Annesiyle babasının tam anlamıyla birbirlerinden nefret ettikleri için ayrıldıklarına inanmıyor Zeynep, anne–babasının üvey çocuklarla kalabalıklaşan ailenin içinde birbirine sevgilerini gösteremediklerini düşünüyor.

Annesiyle babasının ayrı oluşunu okuldaki çok samimi arkadaşlarına anlatmış yalnızca. “Babasız büyüdüğüm için, babası olan bir insanın normalde nasıl olduğunu dışarıdan pek kestiremiyorum. Zeynep, annesinden ayrıldıktan sonra tekrar evlenen ve çocuk sahibi olan babasıyla arasında hiçbir zaman samimi bir ilişki olmadığını anlatıyor. Aile çevreleri birbirini tanıdığı için babası geçinme ve okul masraflarını karşılamış. Zeynep, “İlişkimiz sadece maddi meseleler hakkında yaptığımız telefon görüşmeleriyle devam ediyor. Bunun dışında babamı sadece rüyalarımda görüyorum. İyi ki rüya diye bir olay var.” diyor.

Anlamaz zannetmeyin

Çocukları daha küçükken boşanmaya karar veren eşler, ‘nasıl olsa küçük, bir şey anlamaz’ diye düşünseler de, çocuklar bundan olumsuz etkileniyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Kliniği’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Melek Durukan, boşanmaya karar veren eşlerin, genellikle bunu çocuklarına nasıl anlatacaklarını düşünmediklerini, tüm kararları rastgele aldıklarını ve ayrılık aşamalarını yaşarken çocuklar için belli bir planla hareket etmediklerini söylüyor. Eşler boşanmayı, kapıyı çekip gitmek olarak algılasalar bile çocuklar için her şeyin başlangıcı olabiliyor bu ayrılık.

Büyük çocuklar daha kolay telafi edebilse de küçük yaştaki bir çocuğun bunu kabullenmesi çok zor oluyor. İlkokul öncesindeki çocuklara ise, büyüyünce anlayacağı düşünülerek hiç anlatılmıyor. Hatta, boşanırken eşlerin birbirlerine karşı kullandıkları kırıcı sözlerin o yaştaki çocuklar için önemli olmadığı sanılır. Ama tam tersi, babanın anneyi ya da annenin babayı suçlayan sözleri küçük çocuk için duygusal yaralanmaların başladığı andır. Bunu sesli olarak dışa vermeyip içine atabilir, hiçbir şey yokmuş gibi davranabilir; ama ilerleyen yaşlarında bu yaralanmalar sorun olarak aileye geri döner. Çocuklar okula gitmeye başladığında, arkadaşlarıyla kendini karşılaştırıp sorgulamaya başladığında ise çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Okuldaki arkadaşlarından anne–babasının boşandığını saklayabilir. Arkadaşları ailelerinden bahsettiğinde sığınabileceği kendi hikayelerini bulup onların arkasına saklanır. Babası ya da annesi onu almaya gelmiyorsa bahaneler anlatır.

Duygusal sorunlar yaşanıyor Çocuklar hangi yaşta olursa olsun, ayrılma kararı alan eşlerin bunu onlara birlikte anlatmaları en doğru yöntem. Çünkü, annesi babası boşanan çocuklarda ortaya çıkan ilk duygu suçluluk. ‘Ben olmasam annem babam boşanmazdı, benim yüzümden ayrıldılar’ gibi kendini suçlayıcı duygular içine giren çocuklar, eğer bunun aksine ikna edilmezlerse büyüyünce de çok büyük duygusal sorunlar yaşıyorlar. Ailelerin, bunu engellemek için, ‘aldıkları kararın çocuklarından kaynaklanmadığını, kendi aralarında çözümleyemeyecek bir sorunları olduğunu ve bir arada yaşayamayacaklarını anladıkları için ayrı yaşamalarının daha uygun olacağına karar verdiklerini’ açıklamaları gerekiyor. Bu arada kimin yanında yaşamak istediği de mutlaka sorulmalı çocuğa.

Küçük yaşlarda olduğu kadar ergenlik çağlarındaki bir çocuğa da ayrılığı açıklamak çok zor. 14 yaşındaki Fatih, altı ay önce babasından boşanan annesiyle birlikte yaşıyor. Okulda herkes babasından bahsederken onun yokluğunu hissediyor; ama ‘Babam iş seyahatine çıktı o yüzden gelemiyor.’ diyor. Annesine de babasından ayrıldığını kimseye söylememesi için baskı yapıyor.

Melek Durukan’a göre babaya olan ihtiyacını eksiklik olarak gördüğü için, ortaya çıkmaması için mücadele ediyor Fatih ve ‘Sen ayrılmasaydın ben bu zorluğu yaşamazdım.’ diyerek annesiyle çatışmaya başlıyor. Karmakarışık duygular içinde büyüdüğü bu dönemde hayata ve kendine karşı güvensizliğinin de temelleri oluşan Fatih, yaşamı hafife alıp sorumsuzca sürdürmeye başladığında annesinin ilgisiyle psikolojik destek almaya başlıyor. Terapiler sonucu annesiyle ilişkileri düzelen ve okuluna devam eden Fatih, artık rahatlıkla annesiyle babasının ayrı yaşadığını anlatabiliyor artık.

Evlilik korkutuyor

Eşler ayrılmış olsa bile hâlâ çocukların anne babası olduklarını unutmamalı ve birbirlerinden ne kadar nefret etseler bile çocukları için gerektiğinde bir araya gelebilmeliler. Çocuklara da ayrılmalarının babayı ya da anneyi bir daha görmemek olmadığını anlatmaları lazım. Çocuk, eğer annesi ya da babasıyla birlikte diğer aile fertleriyle yaşamaya başlamışsa, orada olmayan ebeveynle ilgili kötü konuşmalardan da olumsuz etkileniyor. İlerleyen yaşlarında karşı cinsle olan ilişkilerinde ya da evlilik kararı verirken tavırlarında bozukluk olabiliyor. Ya da eksikliğini duyduğu ebeveyni ile yaşamadığı duyguları evlendiği kişinin vermesini bekleyebiliyor. Babasız büyüyen bir kız çocuğu, eşinin kendinden daha büyük, olgun ve çok şefkatli olmasını bekleyebiliyor, Zeynep gibi. Sonunda boşanmaktan korktuğu için evlenmeyi de düşünmediğini söyleyen Zeynep, eğer bir gün evlenirse, bu kişinin kendisini çok sevmesini istediğini, olmayan babası gibi olmasını, yani bir baba kadar kendisine şefkatli olmasını beklediğini anlatıyor.

Ne yapmalısınız?

Evliliklerinde sorun yaşayan eşler, ilk çare olarak boşanmayı düşünmektense, profesyonel yardım almayı denemeli.

Boşanmaya gitmeden önce yapılan aile terapilerinde çoğunlukla sorunlar çözülmüş olarak evlilikler sürdürülüyor.

Boşanmaya kesin karar verildiğinde, çocukların bundan nasıl etkileneceği düşünülerek planlı hareket edilmeli.

Boşanma kararı çocuklara birlikte açıklanmalı.

Okul öncesi yaşlarda boşanma olayı oyunlarla anlatılabilir.

Eşler, çocukları ve birbirlerini suçlayıcı konuşmaları kesinlikle çocukların yanında yapmamalı.

Ayrıldıktan sonra kimin yanında yaşamak istediği çocuğa sorulmalı.

Mahkeme aşamaları, hakimin kendisini mahkemeye çağırabileceği çocuklara anlatılmalı.

Ayrılmanın, babayı ya da anneyi bir daha görmemek olmadığı anlatılmalı.

Boşandıktan sonra ebeveyn olma sorumluluğu unutulmamalı.

Özel günler ihmal edilmemeli.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Ailede mutsuzluğun sebebi çocuksuzluk

Boşanma, ölüm ve kısırlık konularından kaynaklanan stres” ile ilgili yapılan bir çalışma sonucunda kadınları en çok üzen sebebin kısırlık olduğu belirlendi. Çocuk sahibi olamamanın evlilikte mutsuzluğun ve stresin en büyük sebebi olarak gösterildiğini söylüyor. “Yapılan araştırmalar çocuk sayısı ile boşanmalar arasında ters bir orantı olduğunu göstermektedir. Çocuksuz çiftlerdeki intihar sıklığı, çocuklu çiftlere oranla iki kat daha fazladır.” diyen Uzmanlar, kısırlık tedavisinin kadınlarda kaygı ve davranış bozukluklarına yol açabildiğini belirtiyor.

Boşanma, ölüm ve kısırlık konularından kaynaklanan stres ile ilgili yapılan bir çalışma sonucunda, kadınlarla yapılan görüşmelerde onları en çok üzen şeyin kısırlık olduğu belirlendi. Kısırlık tedavisi uygulanan 200 kadın üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada ise, kadınların yaklaşık yüzde 50’si kısırlığın hayatlarındaki en huzursuzluk verici olay olduğunu açıklıyorlar.

Çocuksuz çiftler dışlanıyor

Bugün ortalama olarak evli çiftlerin yüzde 85–89’unun çocuk sahibi olmalarına rağmen, yüzde 10–15’inin hayatlarını çocuksuz olarak sürdürdüğünü vurgulayan Saydam, “Toplumumuzda çocuk; ekonomik, psikolojik ve sosyal değer boyutları olan bir unsurdur. Eski çağlardan bu yana kadının aile ve toplumdaki rolü her zaman çocuk bakımı ve doğurganlık ile ele alınmıştır. Özellikle ülkemizde kırsal kesim evliliklerinde çocuğu olmayan çiftler toplum tarafından dışlanmakta, suç çoğunlukla kadının omuzlarına yüklenmekte, kadın eşinin çocuk sahibi olması için ikinci bir eşi ya da boşanmayı dahi kabul etmek zorunda kalmaktadır. Kısırlık kadınları erkeklere oranla daha fazla etkilemekte, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar meydana getirmektedir.

Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Mutlu Aile Olmanın Yolu

Tecrübeler sonucu, alim ve psikologların aile mutluluğu için tespit ettikleri bazı prensipleri birlikte hatırlayalım:

1 : Kısa ayrılıklar, ailevî ilişkileri güçlendirebilir. Uzun ayrılıklar ise aile için yıkım olabilir. Uzun ayrılıklardan uzak duralım.

2 : Mutlu bir beraberlik için taraflar birbirinin psikolojisini, yapı ve karakterlerini iyi tanımalıdır. Ancak bu şekilde yıkıcı aşırılıklardan uzak kalınabilir.

3 : Hiçbir anlaşmazlığın uzun süreli olmasına fırsat vermemeli. En kısa zamanda tatlıya bağlanmalı.

4 : İster eski nişanlısı, ister önceki eşi olsun geçmiş deneyim ve hatıralardan söz etmek doğru olmaz.

5 : Aşırı idealist olmamalı, normal yaşamalı ve karşı taraftan mucizeler beklememeli.

6 : Eşler, sevgilerini her vesileyle birbirlerine ifade etmelidirler.

7 : Üzüntüye teslim olmamaya çalışılmalı; hayata sürekli ümitle bakılıp ve güler yüzlü olunmalı.

8 : Küçük ve büyük her kusurda incitici ve kırıcı tenkitlerden titizlikle sakın. Affedici ol.

9 : Tartışmayı çıktığı noktada tutmaya çalış; geçmişte kalmış diğer bir konuyu da içine alacak şekilde genişletme. Tartışmayı kontrolünde tut. İnisiyatifin elinden kaçmasına fırsat verme.

10 : Yersiz ve mesnetsiz kıskançlık, kuşku ve şüpheler yıkıcıdır. Realiteye bak, zan ve kuruntulara göre hareket etme.

11 : Eşine, hem sana hem de kendi kendisine güven telkin et. Ona güvendiğini göster.

12 : Mutlu olabilmen için, iyi bir eşle evlenmiş olman yetmez; senin de münasip bir eş olman gerekir.

13 : Temizlik imanın yarısı ve kalıcı bir sevginin temel şartıdır.

14 : Hayat arkadaşınla mutlu bir hayat için, kişiliğinin ayrılmaz parçası saydığın bazı şeylerden ödün vermen, esnek olman gerekebilir.

15 : Kendin için istediğin güzel şeyleri hayat arkadaşın için de iste, kendini düşündüğün kadar onu da düşün.

16 : Almak kadar vermeyi de bil. Sürekli verdiğinden daha fazlasını almaya, ya da vermeden almaya çalışma; bencil, egoist olma.

17 : Her erkek, hanımının her konuda en iyisini yapmaya çalışan; güneş gibi sevgi ve şefkatiyle kendisini ısıtan ideal bir eş olmasını ister. Her hanım da, kocasının tam güvenilir güçlü bir kişilik sahibi, her türlü ihtiyaçlarını temin edecek bir kimse olmasını arzu eder. Taraflar, bu ideal standardı yakalama gayreti içinde olmalıdır.

18 : Hayatta eksik olmayan her sıkıntı ve olumsuzlukta hemen eşini suçlama; konuya insafla bak.

19 : Yalnız bugünü yaşa, geçmişte yaşanmış üzüntüleri ve henüz gelmeyen yarınki kaygıları bugüne taşıma. İmkanların çerçevesini aşmadan yaşamaya bak.

20 : Nikâh akdinin çok mukaddes bir bağ ve Allah’a verilmiş bir söz olduğunu bil. Bu konuda ileride pişman olacağın bir adımı atmadan önce bin kez düşün.

21 : Aile hayatı için aşk ve sevgi önemli ve zorunlu olmakla birlikte, ailenin sadece bunun üzerinde duracağını sanma. Başka niteliklerin de bulunması gerektiğini bil.

22 : Hayat arkadaşına karşı örnek davranışlar sergile; iyi kişiliğini sadece dilinle değil, davranışlarınla da ortaya koy.

23 : Olur olmaz, komşu ve akrabalarının aranıza girmesine fırsat verme; mümkün mertebe aile içi problemleri kendiniz halletmeye çalışın.

24 : Hayat arkadaşında hata olarak gördüğün bazı şeyleri düzeltmede aceleci olma; değişmesi için zamana ihtiyaç duyan kusurlar olabilir. Ufak tefek hataları büyütme.

25 : Evliliğin yükümlülük ve sorumluluklarını gönül hoşluğuyla kabul etmeli ve tam bir özgüvenle üstlenmelisin.

26 : Anlaşmazlık ve tartışma sebeplerinden mümkün mertebe sakın.

27 : Eşinle müşterek işler yapmaya vakit ayır ki, ileride sizin için mutlu hatıralar kalsın ve sizi birbirinize daha çok yaklaştırsın.

28 : Eşine, son derece serbestçe kendini ifade etme ve yeteneklerini geliştirme fırsatı tanı. Hiçbir yönünü alay konusu yapma.

Hanımları ilgilendiren kurallar

29 : Malî haklara saygı gösterilmeli ve bu asla ihmal edilmemelidir. Tartışma konularının başında bu konu gelir.

30 : Mümkün oldukça, dış problem ve üzüntülerine eşini ortak etme, kendin üstesinden gelmeye çalış. Fakat sevinçlerinde onu unutma.

31 : İstişare, aile hayatında önemli bir prensiptir. Eşlerden her biri aile hayatında kendisini ortak görmeli ve bir kenara itilip ihmal edilmediğini hissetmelidir.

32 : Aile mutluluğun, evde hiçbir problemle karşılaşmamana değil, problemlerin üstesinden gelebilmene, onları çıktığı noktayla sınırlı tutmana, eşinle olan ilişkilerini olumsuz etkilemesine fırsat vermemene bağlıdır.

33 : Problemden kaçmak, hele hele evi terk etmek çözüm değil. İyisi mi, sakin kafayla düşünüp problemin çözümüne hemen başlamak.

34 : Bir tartışma esnasında eşinin güzel yönlerini ve iyiliklerini de hatırlamaya çalış; beğenmediğin yönlerinin, tüm iyiliklerini örtmesine fırsat verme.

35 : Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Ailevî tartışmalarda, yaralayıcı sözler sarf etmekten sakın, yoksa küçük bir mesele yüzünden onun sevgi ve ilgisini tümden kaybedebilirsin.

36 : “Onurum”, “gururum” türü kelimeler, şeytanın sıkça tuzak olarak kullandığı sözlerdir. Bir tartışma esnasında şeytan bunları bahane ederek taraflara hatasını güzel gösterir ve barışma kapısını kapatmaya çalışır.

37 : Çocukların yanında eşinle tartışmaktan veya sesini yükseltmekten sakın. Çünkü çocuklar, öncelikle ebeveynlerini örnek alarak ve taklit ederek öğrenirler. Bu tür problemler ve çözüm yolu çocuğun zihninde yer edecek ve ileride üzerinde olumsuz etkisini gösterecektir.

38 : Hanım, eşinin, bağlanılmaya layık ideal bir kişilik olduğunu, kendisiyle iftihar ettiğini ona hissettirmelidir.

39 : Hediyeleşin ki sevginiz artsın ve bu, mutluluk ve sevinç her vesileyle sizin âdetiniz olsun.

40 : Akıllı hanım, gerek kendinin gerekse çocuklarının ihtiyaç ve isteklerini sunmak ve eşinde düzeltmesini istediği bir davranışı düzelttirmek için en uygun vakti kollar. Bazen uygun vakit zannettiği, gerçekte uygun olmayabilir. İyi düşünmelidir.

41 : Seni ilgilendirmeyen konularda eşini sorularınla bunaltma. Sana açmak istemediği sırlarını ısrarla öğrenmeye çalışma.

42 : Evde bir köşeye çekilip tek başına oturmayı âdet haline getirme, mümkün mertebe eşinle ilgilen.

43 : Çalışan bir kadın, birinci sorumluluk alanının evi olduğunu unutmamalı. Evinin işleriyle işyerinin işlerini birbirinden ayrı tutmasını bilmeli.

44 : Eşinin akrabaları ziyarete geldiğinde hoşnutsuzluk göstermemeli. Aksine, onları güzel bir şekilde karşılayıp ağırlamada örnek bir tutum sergilemeli.

45 : Özellikle kaynanana hürmet et, ona ailenin geleneklerine göre en güzel şekilde hitap et. Onunla tartışmaya girme. İleride gelininin sana nasıl davranmasını istiyorsan öyle davran.

46 : Hz. Peygamber, komşu hakkı üzerinde çok durmuştur. Komşuya iyilik etmek, sevinç ve tasalarına ortak olmak, yardımı esirgememek dinimizin emridir.

47 : Sürekli görüş ayrılığı, zamanla gönül ayrılığını da doğurur. Bazen, ikna olmasan da eşinin görüşüne katıl. Yeter ki, yapılan iş Allah’a isyan sayılan bir şey olmasın.

48 : Evde eşinin ihtiyaç duyduğu sükuneti sağlamak için çocukları zihin geliştirici oyuncaklarıyla oyalayabilirsin.

49 : Çocuklar Allah’ın büyük nimetleridir. Onları ihmal ederek, iyi terbiye etmeyerek veya başka herhangi bir işi daha önemli sayarak bu nimeti azap vesilesine çevirme.

50 : Çocuk bakımı ve terbiyesiyle ilgili sağlıklı bilgiler edinmeli ki, her aşamada onlara nasıl davranılacağı bilinsin. Böylece ruhen ve bedenen sağlıklı yetişsinler.

51 : Ahiret işlerinde eşler birbirine yardımcı olmalı. Dünya kadar ahireti de arzulamalı ve önem vermeli.

52 : Savurganlık aile mutluluğunu bozar. Allah’ın nimetini yok eder. Allah savurganları sevmez. Tutumlu ol ki, yokluk çekmeyesin.

53 : İyi niyet ve hayırhaklık bahanesiyle de olsa, arkadaşlarının senin özel hayatına karışmasına izin verme.

54 : Evinin sırlarını ne bir dostuna, ne de bir yakınına anlatma.