Kategoriler
Aile Yapısı Kadın Psikolojisi

Ailede mutsuzluğun sebebi çocuksuzluk

Boşanma, ölüm ve kısırlık konularından kaynaklanan stres” ile ilgili yapılan bir çalışma sonucunda kadınları en çok üzen sebebin kısırlık olduğu belirlendi. Çocuk sahibi olamamanın evlilikte mutsuzluğun ve stresin en büyük sebebi olarak gösterildiğini söylüyor. “Yapılan araştırmalar çocuk sayısı ile boşanmalar arasında ters bir orantı olduğunu göstermektedir. Çocuksuz çiftlerdeki intihar sıklığı, çocuklu çiftlere oranla iki kat daha fazladır.” diyen Uzmanlar, kısırlık tedavisinin kadınlarda kaygı ve davranış bozukluklarına yol açabildiğini belirtiyor.

Boşanma, ölüm ve kısırlık konularından kaynaklanan stres ile ilgili yapılan bir çalışma sonucunda, kadınlarla yapılan görüşmelerde onları en çok üzen şeyin kısırlık olduğu belirlendi. Kısırlık tedavisi uygulanan 200 kadın üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada ise, kadınların yaklaşık yüzde 50’si kısırlığın hayatlarındaki en huzursuzluk verici olay olduğunu açıklıyorlar.

Çocuksuz çiftler dışlanıyor

Bugün ortalama olarak evli çiftlerin yüzde 85–89’unun çocuk sahibi olmalarına rağmen, yüzde 10–15’inin hayatlarını çocuksuz olarak sürdürdüğünü vurgulayan Saydam, “Toplumumuzda çocuk; ekonomik, psikolojik ve sosyal değer boyutları olan bir unsurdur. Eski çağlardan bu yana kadının aile ve toplumdaki rolü her zaman çocuk bakımı ve doğurganlık ile ele alınmıştır. Özellikle ülkemizde kırsal kesim evliliklerinde çocuğu olmayan çiftler toplum tarafından dışlanmakta, suç çoğunlukla kadının omuzlarına yüklenmekte, kadın eşinin çocuk sahibi olması için ikinci bir eşi ya da boşanmayı dahi kabul etmek zorunda kalmaktadır. Kısırlık kadınları erkeklere oranla daha fazla etkilemekte, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar meydana getirmektedir.

Kategoriler
Aile Yapısı

Sorunlarınızı ‘aile toplantıları’ yaparak çözün

Evde kimi zaman gergin bir ortam oluşur. Çocuklardan birisi hatalı davranmıştır ya da eşlerden birisi sorumluluklarını yerine getirmiyordur. Çeşitli sebeplerden dolayı ‘stresli aile’ haline geldiyseniz sorunlarınızı bütün bireylerin bir araya geldiği ‘aile toplantıları’yla çözmelisiniz.

İletişim çatışmaları birçok ailede zaman zaman görülen olaylardandır. Ailelerin kritik dönüm noktalarında, ekonomik sıkıntılar olduğunda, hastalık zamanlarında, anne babanın işlerinin yoğun dönemlerinde, misafirler çok olduğunda çocukların ve ergenlerin gelişim dönemlerine ve hormonal değişimlere bağlı olarak bu çatışmalar bazen daha sık olup kırıcı hale gelebilir. Bazı ailelerde aile fertlerinin tepki dilleri kişiliğe ve yetiştirilmeye bağlı olarak farklıdır. Aynı davranışa baba soğukkanlı yaklaşabilirken, anne çok fazla kızabilir. Bu farklılık ve beklentiler çatışmaların yoğunluğunu artırır. Alınganlıklar yeni iletişim çatışmalarına neden olur.

Aile ortamı bir bakıma kişilerin tepkilerini ayarladıkları bir yerdir. Aile, çeşitli sebeplerden dolayı “stresli aile” haline gelmiş olabilir. Bu takdirde kişiler tepkilerini ayarlamakta daha da güçlük çekerler ve olumsuz tepkiler yeni olumsuz davranışlara sebep olarak kısır döngülere neden olabilir.

Bu kısır döngülerin kırılabilmesi için iletişim bilimcileri aile toplantılarını önermektedir. Aile toplantıları anne baba ve çocukların önemli kararları alırken diğer aile üyelerine bilgi verdikleri veya görüşlerini aldıkları ortamlar olarak bilinir. Bu yönüyle aile toplantıları önemlidir ve belli aralıklarla sık sık yapılmalıdır. Bununla beraber ailelerin iletişim çatışmaları sorunlarını tartışmak ve çözüm aramak için toplanmaları da yararlı sonuçlar vermektedir.

Aile toplantılarında nelere dikkat etmelisiniz?

Anne babanın çocuklarına özel nasihati aile toplantısına taşınmamalı. Aile üyeleri birbirine ne kadar kızgın da olsa sevgi ve saygı çerçevesinde konuşmalı.

Üzücü bir tartışma veya iletişim çatışmasının nedenleri irdelenmeli.

Aile toplantıları kuralların izah edildiği ve çocukların gelişimlerine göre yeniden düzenlediği ortamlar olabilmelidir.

Aile toplantılarında daha çok sorunlar ele alınmalı, herkesin bu sorundaki payı objektif bir şekilde tartışılmalıdır. Bireyler daha çok kendi hatalarını görüp söyleyebilmelidir.

Aile fertleri birbirinin tepkilerini de eleştirebilmelidir. Bu eleştiriler yapılırken kırıcı konuşulmaması, beden dilinin olumlu sevecen bir şekilde kullanılması gerekir. Eleştiri kadar birbiri hakkındaki olumlu duyguların ifade edilmesi de gerekir.

Farika Teymur Artır / Psikolog