Kategoriler
Gazete Haberleri

Eski Şehirde Zamanın Durdugu Sokaklar

Odunpazarı’nın yüzyılların ötesinden gelen evleri, vaktiyle ağaların, beylerin, zenginlerin ikameti için inşa edilmiş. Eskişehir’in, etrafını gün gönmüş ihtiyarlar gibi yorgun ama mağrur seyreden evlerle çevrili bu semtinde, zaman sanki asırlardan beri hiç akmamış gibi geliyor insana

Özellikle son yıllarda hızla gelişip modern ve büyük şehirler arasına karışan bir kentimiz, Eskişehir. Odunpazarı ise nüfus oranı hızla artan, öğrenci şehri olarak bilinen, her türlü gelişmeye kapılarını açmış olan bu şehirde sanki zamanın durduğu ve hiç akmadığı bir semt. Geçmişten günümüze kadar çoğu hiç bozulmadan gelmiş evleriyle, şehire ayrı bir renk katıyor.

M. Ö. 4000’li yıllara tarihlenen Eskişehir, Hitit, Frig, Pers, Roma Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapmış ve geçmişten günümüze kadar Anadolu’da önemli bir ticaret merkezi olmuş. Verimli toprakları, bir zamanlar balıklarla dolu çayı ve hamamları kentin önemli özelliklerinden. Kâtip Çelebi, Cihannüma adlı eserinde şöyle anlatıyor şehri: Sultanönü baştahtı Eskişehir, bu vasi sahrada bir kasaba ve kazadır. Suru yoktur. Cami ve hanları, ılıcaları ve etrafında bağları bahçeleri vardır. Çarşıları ve hanları aşağı düzde, ılıca kurbünde vaki olup, evleri ve mahalleleri kıble tarafında biraz munfasıl bayır yamacına düşmüştür.”

Osmanlı zamanında şehirde dinsel farklılığı olan etnik gruplar arasındaki en önemli ayrım, yerleşim alanlarının konumlanmasında ortaya çıkmış ve Müslüman gruplar, kiremit örtülü ahşap evlerde oturmuşlar. Zamanla bölgede bazı gelişmeler olmuş. Bölgeye Odunpazarı isminin verilmesine neden olan yakacak odun alış—verişi, merkezin Odunpazarı’na kaymasına neden olmuş.

Günümüzde kentsel sit alanı içinde bulunan Odunpazarı evlerinin temel yapım malzemeleri taş, ahşap ve kerpiç. Odalarda sedir, dolap, yüklük gibi durağan öğeler yapı ile birlikte tasarlanmışlar. Evin büyüklüğüne bağlı olarak, misafir için mutlaka ayrı bir oda açılmış.

Odunpazarı bölgesi, kuruluşundan bu yana şehir halkının dinî, kültürel, sosyal gereksinimlerini karşılayan Kurşunlu Külliyesi çevresinde gelişmiş. Bölgenin en önemli özelliklerinden birisi ise genellikle dönemin ağası, beyi ya da hanımı adına yaptırılan çeşmeler. Kimi zaman bir meydanda, kimi zaman bir bahçenin duvarında karşımıza çıkan bu çeşmeler ünlü Kalabak suyunu semt sakinlerinin evlerine taşıyor.

Yüzyılın başında yüksek gelir gruplarının oturduğu bölge, yerleşim alanlarının istasyon yönüne kayması ve apartmanlaşmanın yaygınlaşmasıyla terk edilerek alt ve orta gelir grubunun yerleşimine açılmış durumda. Bu her ne kadar evlerin unutulması anlamına gelse de özlerinin fazla bozulmamasına da sebep olmuş. Aslında evler zamanın gücüne dayanmış ancak bölgenin fiziki yapısında oluşan yıpranmalar ve bakım, onarımın dikkatle yapılmaması son yıllardaki sosyal, ekonomik ve politik kararlar bu dayanmayı zayıflatmış. Son yıllarda ise tarihi yapıların aralarına yeni binalar yapılmış, önlerinde apartmanlar yükselmiş. Bir zamanlar şehrin ileri gelenlerini ağırlayan, nice doğumlara, düğünlere, ölümlere şahit olan bu tarihi evler artık ne yazık ki unutulmaya ve bozulmaya yüz tutmuş durumda.