Kategoriler
Diyet

Zayıflamak İçin Canan Karatay Diyeti

Kendimizi bildik bileli kilo vermek, daha zayıf olmak, daha hoş görünmek isteriz. Bunun için yapmadığımız şey kalmaz. Bugüne kadar Amerika’dan bize kadar gelen zayıflama tekniklerinin tek ortak noktası hiç kimsenin kilo verme sorunune kalıcı olarak çözüm sağlamamasıdır. Evet kilolar veriliyor ama bunu hayatımıza adapte edemediğimiz veya geçici olarak adapte ettiğimiz için o diyeti bıraktığımız zaman verdiğimiz tüm kiloları fazlasıyla geri alıyoruz ve kilo verme aşamasında aç kaldığımız günler de cabası.

İnsanı psikolojik olarak esir alan, hayatının her noktasını etkileyen çok kilo ve daha da ileriki safhası olan obezite problemu maalesef yüzyılın en büyük problemlerindan biri haline gelmiştir. Çünkü obezite birlikteinde tedavileri uzun süren ve hatta tedavisi olmayan birçok hastalığa da yol açmaktadır. Bunların içinde şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, felç, bel sorunları, polikistik over hastalığı ve daha birçok hastalık bulunmaktadır. Örnek vermek gerek görülürse günümüzde polikistik over sendromu yaşayan bayan sayısı neredeyse 3 kadında 1 oranındadır. Bunun birlikteinde getireceği sorunları; adet düzensizliği, hormonal dengesizlikler, çocuk sahibi olma olasılığının azalması ve psikolojik sorunler olarak sayabiliriz. Bu polikistik sendromunu tetikleyen en önemli etken ise şişmanlıktır. Alınan fazla kilolar böbreküstü bezlerinin yağlanmasına ve bundan dolayı hormonal dengesizlikten kaynaklı yaşanan adet düzensizliğine yol açar. Yumurtalama problemu olan kadınlarda ise sonuçta hamile kalma şansının azalması görülür.

İnsanoğlunun yaşamını tehdit eden hastalıkların sebebi olan obezite –şişmanlık- aşırı kilo kavramlarını kardiyoloji profesörü Prof. Dr. Canan Karatay Efendigil ortadan kaldırıyor. Karatay Diyeti yalnızca kilo vermek amaçlı değil, beslenme biçimini bir yaşam tarzı haline getirmenize yardım eden profesör Canan hanım tüm sırlarını Karatay Diyeti adı altında bir kitap haline getirdi. Karatay diyeti kitabında şimdiye kadar deneyip sonuç alamadığınız tüm kilo verme tekniklerinin üstüne bir çizgi çekip size gerçek sonucu hediye ediyor. Karatay diyeti geçici bir kilo verme halinden çıkıp siz bile farkına varmadan bundan sonraki yaşamınızı tekrar biçimlendirip sizi mutluluğa gdolayıyor. Nasıl mı? Karatay diyetini diğer diyetlerden ayıran en önemli şey şimdiye kadar doğru olarak kabul gören çoğu şeyin aslında yanlış olduğunu savunmasıdır. Bunun en büyük kanıtı ise şimdiye kadar kilo vermek için yapılan tüm çabaların boşa çıkmasıdır. Karatay diyeti tüm ezberleri bozuyor. Karatay diyeti aslında bir diyet değil yaşam tarzıdır.

Karatay diyeti beslenme uzmanlarının savundukları ‘az az ancak sıklıkla yiyin’ cümlesini tamamıyla ortadan kaldırıyor. Karatay diyetinin bozduğu ezberlerden birisi de bugüne kadar tüm tıp camiasının savaş durumunda oldukları kolesterolün aslında insan vücudu için çok yararlı bir şey olduğudur. Bir diğeri ise bugüne kadar yasaklanan yağın aslında insanın bedeninde yağ olarak depolanmadığı, alınan karbonhidratın yağ olarak depolandığıdır. Örneğin karatay diyeti der ki istediğiniz kadar kuruyemiş yiyebilirsiniz veya tereyağında sucuklu yumurta. Sadece bunlar da değil, kolesterole yol açtığı için yasaklanan kırmızı et, yumurta, pastırma gibi besinler, balık, süt, peynir, yoğurt ve birçok besin grupları karatayda bilimsel olarak kanıtlanarak serbest hale geliyor.

Karatay Diyeti Kitabının

adını soyadından aldığı Karatay diyetinin mucidi Canan Karatay bilhassa türk insanımızın aşırı miktarda karbonhidrat tükettiğini, bundan dolayı toplumda obezite oranının arttığına ilgi çeken sayın profesör, kolesterolün insan bedeninin ayakta kalması için şart olduğunu ileri sürerek tıp dünyasının reaksiyonsini üzerine çekmektedir. Bunu da insan beyninin %90ının kolesterolden oluştuğunu, sinir sisteminde kolesterol olmazsa ileti olmayacağına, bedenin en önemli antioksidanı olduğuna dayandırmaktadır.

Karatay diyeti

size kısa zamanda geçici kilo vermeyi vaat etmez. Karatay diyetini bir yaşam tarzı haline getirmeyi başaran insanlar ilk aşama olarak kilo almamaya başlar, yağlar depo edilmez daha sonra az bir durağanlık dönemi yaşadıktan sonra depo edilen yağlar kırılarak kalıcı olarak kilo verirler. Karatay diyeti daha sonra bırakılan bir diyet olmadığı için hiçbir zaman verilen kilolar alınmaz. Ömür boyu da Karatay diyeti vasıtası ile kilo soruni olmaz.

Karatay diyetinde

hiçbir zaman yiyeceğiniz yemeklerde miktardan söz etmez. Karatay diyetinde önemli olan şey yememeniz gereken besin gruplarıdır. Örneğin Karatay diyetinde netlikle yasak olan besin grubu karbonhidrattır. Karataya göre yağ olarak depolanan şey yağ değil, karbonhidrat grubudur. Yağ yediğinizde bu, bedeninuza yağ olarak girmez. Karataya göre insan bedenindeki yağın sebebi hareketsizlikten depolanması ve karbonhidrat grubudur. Ayrıca bilinenin aksine Karatay diyeti kuruyemişlerin yararlı olduğunu ileri sürer. Karataya göre ceviz, fındık, fıstık, bademi hiç çekinmeden tüketebilirsiniz. Karatayda uzak durulması gereken en önemli yiyecek ekmek, hamur işleri, şekerli gıdalar, işlenmiş gıdalardır. Vitamin açısından zengin olduğu bilinen meyveler Karatayda yasaklı olan yiyeceklerden. Çünkü meyvede meyve şekeri olan fruktoz bulunur ve bu fruktozun fazlası insülin direncine neden olmaktadır.

Yaşam tarzı olan Karatay diyeti bir haftalık örnek reçete olarak şöyle ayarlanabilir;

Pazartesi

Kahvaltıda tereyağında 2 adet yumurta, dilediğiniz kadar tuzsuz siyah veya yeşil zeytin, tuzsuz peynir, kuru meyvelerden bir avuç, şekersiz çay veya form çayları, bir avuç ceviz.
Öğle yemeğinde haşlanmış kırmızı et, bol yeşillikli zeytinyağlı salata, zeytinyağlı herhangi bir sebze yemeği, tuz içermeyen ayran, yemekten sonra istenirse yeşil çay.
Akşam yemeğinde ızgara balık, mevsimine göre bulunan yeşillikler içeren bol salata.

Salı

Kahvaltıda haşlanmış 2 adet yumurta, siyah-yeşil zeytin, labne peyniri, yeşil biber, roka, maydonoz,domates,içecek olarak süt, fındık, ceviz.
Öğle yemeğinde bir dolu tabak zeytinyağlı lahana yemeği veya barbunya ya dahut karnabahar yemeği, dilediğiniz kadar yoğurt.
Akşam yemeğinde haşlanmış tavuk eti, bol salata, bir elma.

Çarşamba

Kahvaltıda tereyağında veya zeytinyağında 2 yumurtayla yapılmış menemen, labne peyniri, ceviz, fındık, Antep fıstığı, sevilen bir bitki çayı.
Öğle yemeğinde ızgara köfte, yoğurt, zeytinyağlı bir sebze yemeği, salata, ayran veya su.
Akşam yemeğinde kuzu eti pirzolası veya bonfile, zeytinyağlı bir sebze örnek olarak fasulye veya enginar, bakla yemeği, bol salata.

Perşembe

Kahvaltıda iki yumurtayla yapılmış omlet, labne peyniri veya tuzsuz peynir, yeşil biber, siyah-yeşil zeytin, yeşillik, ceviz,fındık, badem, şekersiz çay.
Öğle yemeğinde bonfile ızgara, zeytinyağlı pırasa veya kereviz, domates söğüş, yoğurt ve bir kaşık keten tohumu, su.
Akşam yemeğinde ızgara tavuk eti, zeytinyağlı barbunya, bol salata, rendelenmiş havuç, turp, ayran.

Cuma

Kahvaltıda haşlanmış iki adet yumurta, tuzsuz peynir, zeytin, maydonoz, kırmızı biber, roka, biber, ceviz, badem, fındık, fıstık, şekersiz çay.
Öğle yemeğinde ızgara kebap, közlenmiş yeşil biber, domates söğüş, rendelenmiş turp, ayran.
Akşam yemeğinde ızgara köfte, yoğurt, bol salata, zeytinyağlı semizotu yemeği, bol su.

Cumartesi

Kahvaltıda pastırmalı 2 adet yumurta, labne peyniri, yeşillik,nane, biber, zeytin, ceviz, fındık, bir bardak süt.
Öğle yemeğinde ızgara bonfile, yoğurtlu semizotu, bir kaşık keten tohumu.
Akşam yemeğinde ızgara balık, rendelenmiş turp, kırmızı soğan, bol yeşillikli salata, domates, bir elma.

Pazar

Kahvaltıda tuzsuz peynirle ve 2 yumurtayla yapılmış omlet, domates, zeytin,biber, roka, maydonoz, ceviz, badem, şekersiz çay.
Öğle yemeğinde şiş kebap, çoban salatası, zeytinyağlı bakla yemeği veya lahana yemeği, bol su.
Akşam yemeğinde balık ızgara, taze yeşillklerle yapılmış salata, közlenmiş kırmızı biber, bol su.
Not: Akşamları 8den sonra netlikle hiçbir şey yenilmeyecek, her gün en az 2 litre su tüketilecek, her gün en az 30 dakika yürüyüş yapılacak.

Fazla kilonun kişiyi olmasından daha yaşlı gösterdiğini hepimiz biliriz. Esasında bu algı yalnızca dış görünüşümüz için değil, vücut sistemimizi oluşturan bütün organlar için de geçerli bir durumdur. Fazla kilolu olmanın altında yatan ilk etken aşırı beslenmektir. Aşırı beslenme eğilimi olan kişiler sürekli yedikleri için kişinin organları yenilen besinleri sindirmek ve gerekli yerlere taşıyıp yararız posaları dışarı atmak için sürekli çalışır durumda kalır. Bu durum da vücuda çok fazla yüklenilmesine yol açar. Sonuç olarak vücut yorgun düşer. Tüketilen aşırı besinler ise enerjiye çevrilmediği taktirde vücutta yağ olarak depolanır. Bunun sonucu şeklinde de karaciğerde yağlanma, kolesterol düzeyinde artış, kalp damar sisteminde tıkanma, kan şekerinde artış, kişinin hareketsizliğinden kaynaklı Romatizmal hastalıklara kadar varabilen rahatsızlıklar kaçınılmaz olur ve en doğal sonuçta da kişi tepeden tırnağa daha yaşlı görünür. Halbuki normal kiloda olan kişiler enerjik, fit, bakımlı ve genç görünür. İşte size genç görünmenin en dşayetli ipucu. Genç ve hareketli görünen kişi bundan dolayı daha mutludur. Çünkü sosyal hayatı yolundadır, psikolojisi düzgündür, dinamik olduğundan kaynaklı mutluluk hormonları sürekli devrededir. Yani kilo vermenin aslında kişide yarattığı en hoş şey sağlıklı ve mutlu etmesidir. Peki hayatımızın farklı zamanlarınde farklı unsurlardan kaynaklı aldığımız fazla kiloları en kalıcı biçimde nasıl vereceğiz? Bu soruya son yılların en fazla konuşulan ismi Prof. Dr. Canan Karatay, zayıflamayı bilimsel gerçeklerle kanıtlayan ve kendi ismini koyduğu Karatay Diyeti son noktayı koymuştur.

Karatay diyeti ile kilo vererek daha sağlıklı ve uzun yaşama vaad ediliyor. Bunun altında yatan prensip ise Karatay diyetindeki beslenme biçimi ile yalnızca hedeflenen kiloyu verene kadar bu diyeti yapmak değil, artık bu beslenme tarzını benimseyip bununla yaşamaktır. Böylece kişi bu diyeti uygulayana kadar geçen zamandaki yanlışlarını düzeltip metabolizmasını normale çevirerek bedenin daha sağlıklı olmasını sağlar. Aksi taktirde yanlış beslenme tarzıyla yaşayan kişilerde bilhassa ileri yaşlarda çözülmesi daha zor bir takım hastalıklar baş gösterir. Metabolizmayı yanlış çalıştıran yani yanlış beslenen kişilerde olma olasılıki daha yüksek olan bu hastalıklar çeşitli fiziksel ve kimyasal sorunluluklar yaratarak hayati problemler yaratabilmektedir. Çünkü hesaba katıldığında vücut bize, biz ona nasıl davranırsak aynı biçimde davranır. Onu yorar, kötü besler, çalıştırmaz isek o da bize hastalıklar ile geri döner. Bunun en iyi kanıtı son yıllarda müthiş bir hızla artan kanser hastalığıdır. Kanser hastalığına neden olan vücuttan bağımsız apayrı bir neden değil bizzat kendi hücrelerimizin çeşitli unsurlardan kaynaklı mutasyona uğrayarak bütünör haline gelmesidir. Yani bugün için en öldürücü ve çaresiz olarak bilinen kanser hastalığında kendi vücudumuzdaki bir hücredir bizi öldüren. Dolayısıyla daha uzun ve sağlıklı yaşamak için bilimsel olan ve en doğru yolu tercih etmek oldukça önemlidir. Hastalıklara neden olan etkenler arasında kuşkusuz ki genetik de rol oynar ama bugün fazla kiloların yol açtığı metabolik yani metabolizma sorunluluğundan kaynaklanan hastalıklardan; şeker, tansiyon, kalp-damar, felç, Romatizma, polikistik over, karaciğer yağlanması, obezite, bel ağrıları gibi hastalıkların doğru beslenme ile tedavi edilebildiği bir bilimsel kanıttır. Dolayısıyla ömür boyu ilaç içmeyi gerektiren bu ileri yaş hastalıklarına engel olmak tamamıyla bizim elimizdedir. Bu kötü hastalıklara engel olmanın temeli de doğru beslenmeden geçmektedir. Hatta bu konuyu destekleyen araştırmacı bilim adamı Dr. P. D. White’ın ünlü bir sözü vardır; ‘tüm hastalıklar mutfakta başlar.’ Bu düşündürücü ancak gerçek olan cümlenin aslında ne kadar doğru olduğu Karatay diyeti kitabında detaylı ve bilimsel olarak irdelenmektedir.

Canan Hoca kitabında zayıflama konusu ile ilgilin ziyade önce kilo alma aşamalarını bilimsel olarak anlatmıştır. Çünkü kilo almanın bilimsel olarak kavranması ile ilk önce nasıl kilo almayızı anlamak çok daha önemlidir. Kilo alma olayının vücutta nasıl meydana geldiğini anladıktan sonra fazla kiloları nasıl veririzin bilimsel açıklaması da zayıflamak isteyen kişiler için önemlidir. Karataya göre; her bir şey yediğimiz zaman vücudumuzda salgılanan hormon insülin hormonudur. Bu hormonun iki görevi vardır. Öncelikle yemek yediğimiz zaman kanımızdaki şeker düzeyinin artmasıyla bunu enerjiye çevirmeye yarayan insülin düzeyinin de artmasıdır. Yani vücuda besin girdiği zaman insülin hormonu da devreye girerek bunu enerjiye dönüştürür. Eğer tüketilen besin çok fazla ise veya glisemik indeksi yüksek bir besinse (karbonhidrat düzeyi fazlaysa) ya dahut kişi dinlenme pozisyonunda hareketsiz ise insülin hormonu hemen ikinci görevini yerine getiriyor ve fazla gelen kan şekerini daha sonra kullanmak ve depolanmak üzere karaciğere veya diğer organlara taşır. Yemek yedikten sonra 2-2,5 saat insülin hormonu devrededir. Sürekli bir şeyler yendiği taktirde bu insülin hormonu sürekli devrede olmaya devam eder. Çünkü kan şekeri sürekli yükselir ve bunu kan şekerini enerjiye çevirmek insülin hormonunun görevidir. Yemek yedikten 4-5 saat sonra hiçbirşey yenmediği taktirde de devreye leptin hormonu girer. Leptin hormonu, zayıflama konusu ile ilgili en can alıcı hormondur. Çünkü leptin hormonu devrede olduğu zaman depodaki yağlar gider. Leptin hormonunun görevi de kan şekeri düştüğü zaman vücuda enerji sağlamak için depolardaki yağları kullanmaktır. Yani zayıflamanın anahtarıdır. Ancak leptin hormonu devredeyken mevcut depodaki yağları kırarız ve zayıflarız. Leptin hormonu insülin hormonunun salgılanmasını engelleyerek kan şekerinin normal düzeylerde olmasını sağlar ve tokluk hissi yaratır. Sürekli bir şeyler yiyen insanlarda sürekli insülin devrededir ve leptin hormonunu algılayamaz bundan dolayı bu kişilerde insülin direnci oluşur. İnsülin direnci yaşayan kişiler sıklıkla acıkırlar, doyamama durumu vardır ve kan şekeri düştüğü anda hemen şekerli gıdalara saldırma durumu yaşanır. Bir diğer deyişle sıklıkla acıkıyorsanız ve atıştırmadan duramıyorsanız sizde de insülin direnci vardır demektir ve bu durum bedeninuzu yavaş yavaş kontrol altına almaya başlar ve sinsice hastalıklara davetiye menfaatir. Bu kısır döngüde insülin direnci olan kişiler kilo veremez zira tüm organlarında yağ birikmeye başlamıştır. İnsülin direncini kırmanın yolu daha az yemekten ve spor yapmaktan geçer. Çünkü daha beslenerek vücuda daha az kalori yüklüyor, daha fazla hareket ederek de depodaki yağları eritiyoruz. Bunun doğal sonucu şeklinde de kilo veriyoruz. İşte aslında tüm Karatay diyetinin ana prensibi bu yolladir.

Karatay diyetinde sıklıkla yemeyerek ancak doyana kadar yiyerek ve glisemik indeksi düşük besinler ile beslenerek artı egzersiz yaparak kilo vermek uzmanlık alanından çıkmakta ve yaşlısından gencine hamilesinden hastasına hernet yapabileceği çok kolay bir yaşam tarzı biçimine gelmektedir. Karatay diyetinde netlikle yasaklı olan besinler; pirinç, ekmek, makarna, unlu mamüller, şeker, çikolata, gofret, reçel, bal, pekmez, birçok meyve suları, gazlı içecekler, patates, mısır, kızartmalar, hazır çorba, sucuk, sosis, salam, işlenmiş birçok gıda ürünleri, Karatayın temel prensibinde netlikle şeker yasak. Karatay’a göre şekerli ve tatlı besinler çok tehlikeli. Çünkü bunlar kan şekerini aniden yükseltip insülin hormonunu devreye sokuyor ve fazlası kesinlikle depo olarak organlara en başında da karaciğere gidiyor, karaciğeri yağlandırıyor ve sonucunda göbek çevresi kalınlaşıyor. Belki birden değil ancak ilerleyen her yılda gözümüzle göremediğimiz biçimde hücrelerimiz bozuluyor ve bir yerde tıkanıp hastalıkla burun buruna geliyoruz. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek de kan insülin dşayetleri 2,5-5 (normal dşayeti 5) arasında bulunan kişilerin daha uzun ömürlü ve sağlıklı olmalarıdır. Yani Karatay’a göre şeker eşittir hastalık ve ileride ölümdür. Karatay diyetinde bilinenin aksine tüketilmesi gereken en önemli kaynaklardan biri yağdır ve bunların arasında doğal köy zeytinyağı ve tereyağıdır. Karatay yağdan korkmayın şekerden korkun der. Tüketilmesi gereken bir diğer önemli kaynak ise kırmızı ettir. Kırmızı etin netlikle kolesterolü arttırmadığını savunan Karatay, bununla birlikte balığın da çok miktarda tüketilmesi gerektiğini savunur. Bunların dışında mevsim sebzeleri, baharatlar, günde en az 2 yumurta, birçok bakliyat, yoğurt, ayran, süt, kuru meyveler, ceviz, fındık, badem, fıstık, keten tohumu, peynir bol bol tüketilebilen besin gruplarıdır.